KÖŞE YAZARLARI

Düşünce ve Felsefe Üzerine / Ahmet Meral
KÖŞE YAZARLARI, Ahmet Meral, Röportaj

Düşünce ve Felsefe Üzerine / Ahmet Meral

“Siz düşünmezseniz başkası sizin yerinize düşünür. Siz felsefe yapmazsanız, başkası sizin için yapar. Siz sorulara cevap veremezseniz, başkasının verdiği cevaplara sığınırsınız...”  Doç.Dr.Enis Doko Yüzakı bilim adamımızın bu görüşü, milli eğitim bürokratlarınca ciddiye alınmalı. Çalıştaylar yapılmalı ve asırlar boyu inatla sürdürülen bir yanlışa yani eğitimde mantık ve felsefenin devre dışı kalması problemine el atılmalıdır. Mantık ve felsefe eğitimi anaokullarından itibaren eğitim ve öğretime basitten zora, somuttan soyuta, dahil edilmelidir. Değerlerimiz felsefi arka planlarıyla eğitimde yerini almalıdır.Bu konu çok hassas bir konudur.Kuyumcu titizliğiyle hareket edilmeli ve ekipler oluşturularak ilk, orta, lise müfredatları, değerlerimiz, bilim ve pedagojik gerçeklerin ışığında s...
Bu mantığı tanıyorum ben / Mahmut Karaman
KÖŞE YAZARLARI, Mahmut Karaman, Röportaj

Bu mantığı tanıyorum ben / Mahmut Karaman

Mantık, önemli... Oturduğu evin kirasını 1.5 yıldır vermiyor Ev sahibi "1.5 yıldır kiramı vermiyor" diye kiracısını mahkemeye vermiş Kiracı; '1.5 yıldır kiramı alamıyorum' suçlaması ile kendisini mahkemeye veren ev sahibine yönelik olarak "ödeme gücü olmadığına dair hakkımda algı yarattığı" suçlaması ile karşı hakaret davası açmış... Bu mantığı tanıyorum ben; değişik şekillerde karşımıza çıkar. ... Sanırım 1984 yılı idi. Üniversite kapılarında linç ettikleri baş örtülü kızlarla ilgili suçlamalarını dinlediğimiz geri zekalı yamyamların zihin yapılarını karakterize eden bir öykü yazmıştı Cemal. Koltuğu bağlayıp, gözlerini oyup kulaklarını kestiği müşterisinin inlemelerini "anlayışsızlıkla/kabalıkla, kendi işini zorlaştırmak/kendisine yardımcı olmamakla" yorumlayan bir hasta berberi anlat...
Çocukluğumuzun Berberleri
Naim Güney, KÖŞE YAZARLARI, Röportaj

Çocukluğumuzun Berberleri

  Bundan elli altmış sene önce bizde, hemen her çocuk gibi tıraş olmayı pek sevmezdik. Berberlerin dükkânına girince limonlu kolonya kokusu alır, sanki tuhaf bir duyguyla çocukluk heyecanı yaşardık. Çünkü eski yıllarda, çarşı-pazarları, cami avlularını ve zaman zaman mahalle aralarını dört dönen berberler ayrıca bir doktor edasıyla diş çekerler, sünnetçilik ve hacamatçılık yaparlardı. Berberlerin o meşhur makaslarının sesi, şık şık şık diye kanarya gibi şakırdar, hiç susmazdı. Berber koltuktaki müşteri ile o arada futbol maçlarından, spor totodan ya da günlük siyasetten konuşurdu. O yıllarda elbette televizyon yoktu, terekteki lambalı radyo açılır, yurttan sesler ve ajans dinlenirdi. O yıllarda da çocuklar yine tıraş olmayı pek sevmez, nazlanır, ağlar veya kaçmak isterdi. Tıraş o...
Özlem neydi deyince aklıma duygudan önce bir kız ismi geliyor
Röportaj, KÖŞE YAZARLARI, Mustafa Kara

Özlem neydi deyince aklıma duygudan önce bir kız ismi geliyor

Selamun aleyküm fikrikadim ailesi uzun zamandır yaşadığımız sorunlardan dolayı burada yazılarım yayınlanmıyordu. Bunun en başlıca sebebi kurumsal bir site de maaşlı yazılar yazmaktı. Başaramadım... Görüşmeyeli hala bir kitabım çıkmadı. Herhangi bir tablom veya şiirim bestelenmedi. Öyle guru boş oturmaya devam. Galiba bende günümüz sanat anlayışına göre  bir zihin yok. Bu işleri yol yakınken bırakayım diyorum. En iyisi tekstil abicim yap ütünü geçsin günün. Geçenlerde bu parayı ne zaman buluruz acaba diye düşünürken dedim şöyle bir şarkı açayım da içim açılsın. Müslüm baba’nın hangi şarkısını dinleyeyim diye  youtube’da gezinirken pandemi ile iyice artan ev sanatçılığının mümtaz örneklerine daldım. O sırada o video dan bu video’ya salınıp duruyorum. Keyfim yavaştan gıcırlaşmış, en güzel ...
Ordu’da Yaz Gelince Yıldızlar Altında Filmler Seyrederdik
KÖŞE YAZARLARI, Kültür-Sanat, Naim Güney, Röportaj

Ordu’da Yaz Gelince Yıldızlar Altında Filmler Seyrederdik

Yaz mevsimi geldiğinde bizim gibi eski kuşak sinemaseverlerin nostaljisi depreşir Ordu’daki yazlık sinemaları hatırlarız. Televizyonun olmadığı o zamanlar hakikaten kışlık ve yazlık sinemalar, Ordu’nun tek eğlencesi idi. Günümüzün lüks sinemalarında teknik iyi, görüntüler pırıl pırıl, koltuklar gayet rahattır ama gelgelelim film seyri hiçbir zaman aynı tadı vermiyor, bir şeyler eksik gibi kalıyor. Filmler mi daha güzeldi, yoksa yaşlılığın bir cilvesi mi bilemiyorum. Yazlık sinemalar her akşam dolar, taşardı, arada gelen konserler de çok rağbet görürdü. Konserler, konferanslar ve kongreler, düğünler, yazın buralarda yapılırdı. Sinemada şehrin hep tanıdıkları bir arada olurdu. Eski filmler siyah beyazdı ama bizim dünyamız renkliydi. Rahmetli Muammer Çakmak ve Hasan Çebi'nin (Dursunoğlu) ...