Yazar: Servet Kızılay

Ucuz Muhalefet, Yıkık Müteahhit: Sakarya Örneği
Servet Kızılay, KÖŞE YAZARLARI, Röportaj

Ucuz Muhalefet, Yıkık Müteahhit: Sakarya Örneği

Türkiye’de kendini “Muhalefet” olarak konumlandıranlar, konumlarını sorunlu şekilde inşa etme konusunda adeta yarış halindedir. Bu yüzden insanlara bir ümit olmaktan o denli uzaklaşırlar. Şark’ta her eleştiri belirli bir cephe ile şartlandırıldığı için –tıpkı pavlov’un köpeği gibi- muhalefeti eleştirmek de iktidar cephesi taraftarı, savunucusu ilan edilmenin zorunlu, mutlak, sonucu olur. Lakin bunlara aldırmamak gerek.  Muhalefetin ucuzluğunu göstermesi açısından; İnşaat sektörü üzerinde dönen söylemi incelemek, önemli işaretler sunabilir. İnşaat ve müteahhitler konusu, yoğun ve sistematik olarak işlenmekte, iktidarın en görünür hatası ya da yumuşak karnı haline getirilmek istenmektedir. Bunun haklı tarafları kısmen bulunabilir fakat genel olarak yapılan eleştiriler, bir eleştiri değil ...
Eşitlik, Şiddet ve Kadın
Servet Kızılay, Röportaj

Eşitlik, Şiddet ve Kadın

Eşitlik, Şiddet ve Kadın Başlıklardan her biri, büyük bir felsefi meseleyi işaret ediyor. Yine de genel değinilerle bir resim elde edebiliriz. Öncelikle bu konuda devasa literatür olduğunu ve giderek artan çalışmalarla ilerlediğini bilmek gerekiyor. Çalışmalar arttıkça daha güzel-iyi, çelişkilerin daha azaldığı bir dünya da bizleri beklemiyor. Tam tersi, artan şeylerin önemini ve tesirini kaybettiğini hızla gözlemliyoruz. Post-yapısalcılık, Post-modernite; Farklı-lık değil Farklı olan üzerine gittikçe yoğunlaştı. Onu fazlalaştırdı, artırdı, çoğalttı. Böylelikle çelişkili olan şeylerin hem öneminin hem de tesirinin azalmasında güçlü bir rol oynadı. Artık hiçbir çelişki insanları hayrete düşürmüyor yahut sarsmıyor. Tabii ki bunda onlara (postlara) öncülük eden 19 yüzyılda Hegel ile birli...
Afrika’da Kadın ve Şiddet Meselesi 
KÖŞE YAZARLARI, Röportaj, Servet Kızılay

Afrika’da Kadın ve Şiddet Meselesi 

Afrika'da Kadın ve Şiddet Meselesi  C.Delacampagne “20. Yüzyıl Felsefe Tarihi” kitabının daha başında 20. Yüzyılı; insanlığın şiddeti en rasyonel ve ( bilimsel) sistematik şekilde ürettiği vahşet “ötesi” bir çağ olarak niteler.  Gerçekten şiddetin ve katliamların bilimsel üretimi o kadar gelişti ki; artık joistikle bilgisayar oyunu oynar gibi milyonlarca insanın yok edilmesi, havaya uçurulması çocuk oyuncağı. Film izler gibi katliamlar, televizyonlardan izlenir. Tabii ki; Afrika’da da şiddet meselesi bu genel gidişattan ayrı ele alınamaz fakat şiddeti üretenler ve şiddeti sistematik olarak onlara dayatanlar, genel gidişattan ayrıca farklı değerlendirilebilir. Afrika’da bu sıralar “Kadına Şiddet” meselesi revaçta. Orada kadına şiddeti engelleyecek yasa girişimleri artmış durumda. Kendi...
Türkiye bir Latin-Amerika Ülkesi Değildir
KÖŞE YAZARLARI, Servet Kızılay

Türkiye bir Latin-Amerika Ülkesi Değildir

Türkiye arada kalmışlığı ile hep bir karşılaştırma konusu olmuştur. Eksen tartışmaları, bu karşılaştırmanın en belirgin tarafını oluşturur. Oysa post-modern bir çağda benzerlikler önemsiz ve değersizdir. Benzerliklerden daha çok farklılıklara odaklanmamız gerektiği söylenir. Öyle ya! Tarihsel ve kültürel ayrımlar, ayrılıklar, tüm şeylere nitelik kazandırır. Hem benzerlikler tehlikelidir; farklılıkları “yok eder”, “yok sayar”. Onun Totaliter olduğu; şeyleri ezdiğini, üstünü kapattığı iddia edilir. O halde biz de bu modaya uyup Türkiye’nin eşsiz benzersiz, karşılaştırma yapılamayacak kadar ünik olduğunu kabul ederek hareket edelim. Onun Latin-amerikan ülkelerinden, devletlerinden ne denli farklı olduğunu belirtelim.  Darbe’ girişiminin dördüncü yılında; darbelerle anılan bir kıta (latin-a...
Felsefe ve  Kolonyalizm
KÖŞE YAZARLARI, Röportaj, Servet Kızılay

Felsefe ve Kolonyalizm

Batı’da 16. Yüzyılın sonlarına doğru artan “bilimsel” (doğa bilimleri ve matematik) düşüncenin ivmesiyle Metafizik hızla kan kaybı yaşadı. Kant’a gelindiğinde zaten önemli ölçüde gözden düşmüş bir metafizik bizleri bekliyordu. Süreç içinde gayet normal olarak metafiziğe öyle ya da böyle itibar sağlayan çıkışlar yapıldı. Hegel’in Mutlak Tin’i gerekli radikal çıkışlardan biriydi. Bergson’un felsefesi ve benzeri savunular ise, metafiziğe itibar kazandırmaya çalışan diğeriydi . Aydınlanma sonrası bilimsellik iddialarına yönelik mebzul miktarda itirazları, söylemeye gerek yok. Kısacası; her şeye rağmen totalde; metafiziğin bilim karşısında olumsuz anlamı ve konumu yıkılmadı ve halen yıkılmıyor. Mesela; K.Marks; felsefenin dünyayı yorumladığını fakat değiştiremediğini söylüyordu. Yani genel ol...