Yazar: Esen Güney

Esen Güney. Evli. Bir oğlu var ve Giresun doğumlu. İstanbul'da yaşıyor. 2014 yılından beri fikrikadim.com sitesinde yazarlık, yayın editörlüğü yapıyor. Deneme, hikaye ve röportajları yayınladı. Halen yazmaya ve röportajlar yapmaya devam ediyor.
Şimdi bir film izledim: Enola Holmes
SİNEMA, Esen Güney, KÖŞE YAZARLARI, Röportaj

Şimdi bir film izledim: Enola Holmes

Şimdi bir film izledim: Enola Holmes Şimdi bir film izledim. Anlatayım sıcağı sıcağına… Ama okumadan söyleyeyim. Filmi hikayesini baştan sona anlatacağım. O yüzden filmi izlemeyenler okumasınlar. Ya da yüzlerini kapatıp parmak arasından bakarak okusunlar.  Film 19.yüzyıl İngiltere'sinde geçiyor. Baş karakterimiz 16 yaşında bir genç kız. İsmi Enola Holmes. Holmes soyadı size de Sherlock Holmes'u çağrıştırıyor değil mi? Zaten Enola onun kız kardeşi. Enola babasını küçük yaşta kaybediyor. İki abisi de evden, kendi hayatlarını kurmak için ayrılıyorlar. Enola annesiyle küçük bir taşra kasabasında yaşıyor. O dönemin aksine annesi onu farklı yetiştiriyor. Dikiş dikip nezaket kurallarını öğreteceğine; onunla deneyler yapıyor, satranç oynuyor, savunma sanatı öğretiyor, bilim ve edebiyat kitapları...
Şöhret Dediğin: Ferdi Özbeğen
MAZİDE KALANLAR, Esen Güney, KÖŞE YAZARLARI

Şöhret Dediğin: Ferdi Özbeğen

Şöhret Dediğin: Ferdi Özbeğen Ferdi Özbeğen, 1977'de "Ferdi Özbeğen'le 45 dakika" isimli albümüne yansıttığı otel salonlarında oluşturduğu "eğlendirici piyanist" tarzı büyük ilgi görmüş, taverna müziğini kitlelere taşımıştır. Piyanoya hem doğu hem batıdan melodiler katarak müziğe yeni bir tarz katmıştır. O yıllar Ferdi Özbeğen'in getirdiği ivmeyle taverna müziği altın çağını yaşamaya başlar. Aslında tarihsel ve sosyolojik açıdan daha derin incelenmesi gereken bir konu. Bir nesil bu müzikle yaşadı ve farklı varyasyonlarıyla devam ediyor.  Ferdi Özbeğen'in hayatı da müziği gibi ortada bir yerdedir.Orta sınıf bir ailede yetişmiştir. Bir yandan özel okullarda kalbur üstü çocuklarla okur bir yandan ailesi çok da zengin değildir. Ortadaysan ne o yandan ne bu yandan olursun. Her yandan bir şe...
Hemşireler olarak “Bizler önce kendimiz, değerimize inanalım!”
KÖŞE YAZARLARI, Röportaj

Hemşireler olarak “Bizler önce kendimiz, değerimize inanalım!”

Hemşireler olarak "Bizler önce kendimiz, değerimize inanalım!" Yıl, 1994… Balıkesir Atatürk Sağlık Meslek Lisesi… Yatılı bölümünde hemşirelik eğitimine başladım. İşte o okuldan mezun pek çok insan şimdi emekleriyle güzel yerlere geldiler. Yeni nesillerin yolunu aydınlatmaya çalışıyorlar. Bu insanlardan biri de Azize Atlı Özbaş. Kendisiyle bir kez daha yolumuz, pandemi sürecinde sosyal medyada kesişti. Ben bu röportaj vesilesiyle o yıllara, değerli öğretmenlerimize ve arkadaşlarımıza selam göndermek isterim. Azize Atlı Özbaş, hem eğitim anlamında hem klinik anlamda hemşireliğin her safhasını deneyimlemiş bir akademisyen. Şu an Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Psikiyatri Hemşireliği Bölümü’nde çalışmaktadır. Aynı zamanda Türk Hemşireler Derneği Genel Sekreterliği görevini yürü...
Bir bisiklet iki tekerden ibaret değildir
KÖŞE YAZARLARI, Röportaj

Bir bisiklet iki tekerden ibaret değildir

Bir bisiklet iki tekerden ibaret değildir Bu dünyada en mutlu insanlar kendini gerçekleştirmeye çalışanlardır. Artık çok klişe geliyor ama doğruluğu klişeliğini geçer. Son zamanlarda kafama takılan meselelerden biri binlerce gencimizi gelecek kaygılarıyla KPSS sınavına mahkum etmemiz. Gençlerimizin bir suçu yok. Onlara vaat ettiğimiz tek yol bu. Buna inanıyor ve inandırıyoruz. Oysa kendini gerçekleştirmelerine yol açsak bu sınavlar da tarihe karışacak. Gençlerimiz kendilerini bulduğunda toplum değişecek. Bir bisiklet sadece iki tekeri olan, mekanik bir araç mıdır? Bu röportajdan sonra bu konuda düşüncelerim değişti. Bir bisiklet sizi doğayla tanıştırıp sevdiriyorsa ve başka başka insanların hayatlarına dokunmanızı da sağlıyorsa iki tekerden ibaret değildir artık. Bir dost, bir yoldaştı...
Beş saniyelik iyilik
KÖŞE YAZARLARI, Röportaj

Beş saniyelik iyilik

Yaşadığımız tekno çağda iyilikleri yaşayamayacak gibi hissediyoruz. Bütün iyi değerleri kaybedeceğiz, robotlaşacağız. Bunun tamamen yanlış olduğunu söyleyemeyiz. Artık makinelerle işlerimizi halleder olduk. Pek çok şeyi bilgisayardan ve akıllı telefonlarımızdan yapıyoruz. Giderek internet  dünyasına taşıyoruz hayatlarımızı ve fiziki hayatla bağımız azalıyor. Azalmasın da ne olsun? Eski mahallemiz yok artık. Sokaklarında yürüdüğümüz, bir evin bir dükkânın önünden geçerken insanlara da dokunduğumuz, kanlı canlı hayatlar yok. Şimdi yeni bir dünya var önümüzde. Mutlaka bu yeni dünyada insanca kalabilmenin bir yolu olmalı. Sitelerde oturmayalım, alışveriş merkezlerine gitmeyelim mi ? Hayatın artık bir parçası olmuş bilgisayarları ve akıllı telefonları kullanmayalım mı? İnsan olarak ne yapalım? ...