Güzel ve Çirkin

13 mins read
Güzel ve Çirkin

Güzel ve Çirkin

Güzel ve Çirkin

Evvel zaman içinde eski zaman padişahlarından birinin ava çok ilgisi vardı ve her birkaç günde bir maiyetinden birkaç kişi ile beraber ava gidiyordu.

Bir gün padişah ve beraberindekiler avlanmak maksadıyla şehirden çıktılar ve sahrada odun toplayan bir köylü, atlıları görünce onları izlemek için yolun kenarına geldi ve durdu.

O sırada adamın elbisesi eski, rengi solmuş, toza toprağa bulanmış, üstü başı perme perişan idi; yüzü benekli ve zayıf , gözü de şaşıydı; ayrıca çirkin suratlı bir adamdı. Fakat atlıları ve padişahın yanındakileri görmekten hoşlandı ve izlemeye koyuldu.

Padişah ve maiyetindekiler o çirkin suratlı adama yaklaşır yaklaşmaz nedimlerden bir tanesi adama doğru “Derhal buradan uzaklaş ve bize bakma!” diye seslendi. Padişah nedime “Neden gitmesini söylüyorsun? Bizi seyretmesinin bize bir zararı yok.” dedi.

Nedim “Çirkin suratlı olmak bahtsızlık alametidir ve çirkin yüzlüleri görmek uğursuzluk getirir. Çirkinlikleri görmek gönlü perişan eder ve kötü olayların ortaya çıkmasına neden olur.” diye cevap verdi. Bunu söyledi ve odun toplayan adamın kalbini kırarak hızlıca geçip gittiler. Çirkin suratlı adam bu sözü duymaktan dolayı biraz üzüldü fakat temiz bir kalbi ve tam bir edebi olduğundan kendi kendisine şöyle dedi: “Bu iddialı adama bir cevap vermeliyim zira belli ki bu adamcağız kendisini yıldızbilimci ve kahin zannediyor, falcılar ve remilciler gibi bir dolu cahilce söz söyleyip bu dil oyunlarıyla karnını doyuruyor.”

Odun toplayan adam odun yükünü omuzuna aldı ve eve geldi; gördüklerini kardeşine anlattı. Kardeşi de onun düşüncesini beğendi ve şöyle dedi: “Evet, söylediğin gibi kesinlikle kendisini müneccim ve kahin zannediyor. Bazı büyükler de cahil kimseler gibi hurafelere inanıyorlar ve bu gibi hokkabazların hilesine aldanıyorlar; onlardan duydukları bir söz hasbelkader bir defa doğru çıkarsa eğer bunların bir şey bildiklerini sanıyorlar, oysaki müneccimlik, remilcilik, falcılık, büyücülük ve bu gibi şeyler hokkabazlıktan başka bir şey değil, söylediklerin hiç birisi de mantıklı değil. Delili de kehanetten ve işleri çözmekten dem vuran falcıların çoğunun bütün insanlardan daha bedbaht ve zavallı olmalarıdır. Eğer bir şey biliyor olsalardı önce kendi yaşamlarını düzeltirlerdi. Madem ki durum böyle bu adamı padişahın huzurunda rüsva etmek ya da hiç olmazsa ona bir cevap vermek gerekir.”

“Evet bir suçum yok ki bir kimseden korkayım; gider, padişah avdan döndüğü sırada yolun başında dururum ve birkaç makul söz söyler, kahinin yalanını ortaya koyarım” dedi yaşlı adam. Ardından daha temiz bir elbise giyindi, beyaz bir kağıt aldı, üzerine birkaç eğri ve doğru çizgi çizdi, kağıdı dörde katlayıp gömleğinin yakasının içine bıraktı; daha sonra sabah olduğu yere gelip avlağa giden yolun başında oturdu. Padişah ve maiyetindekiler geri döndüklerinde yaşlı adam bir mektup vermek isteyen ve bir arzuhali olan birisi gibi  o kağıdı eline aldı ve elini onlara doğru uzattı.

Atlılar onun karşısına varır varmaz o kahin nedim erken davranıp onu uzaklaştırmak istedi, fakat yaşlı adamın elinde bir kağıt görmüş olan padişah atını durdurdu ve “Mektubu getirin bakayım ne istiyor?” dedi ve hepsi durdular.

Yaşlı adam kağıdı verdi ve kendisi orada bekledi. Kağıdı açtıklarında hiçbir şey yazmamış olduğunu sadece birkaç çiziği çizmiş olduğunu gördüler. Padişah nedime “Ne istiyor?” diye sordu. Nedim “Belli ki bir şikayeti ya da bir işi olan delinin biri, hiçbir şey yazmamış, bu çizgilerden de hiçbir şey anlaşılmıyor.”

Padişah “Bir isteği olabilir” dedi ve onu yanına çağırıp “Ne istiyorsun?” diye sordu.

Yaşlı adam “Padişahımız sağ olsun. Ben çilekeş ve odunculuk yapan bir adamım. Kimseden bir şikayetim yok, kimseye de ihtiyacım yok. Çalışıyorum ve ekmeğimi kazanıyorum; bu kağıttan amacım sizin yakınıza gelebilmek, bilgimi artırmak için size birkaç soru sorabilmek idi.” dedi.

Padişah kahin olan nedime şöyle bir baktı. Nedim “Yine de bana deli gibi gözüküyor” dedi. Yaşlı adam “Suçlamak ve delil olmadan bir kimseyi mahkum etmek kolay bir iş ama beğenilen bir hareket değildir. Eğer sorularımı dinler ve cevap verirseniz deli olmadığım anlaşılır; ben padişahtan cevap istiyorum başkalarından değil, eğer izin olursa sorayım.” dedi.

Padişah “Sor, ne istiyorsan sor.” dedi.

Yaşlı adam “Bugün sahra gezintisi ve av nasıl geçti bilmek istiyorum, acaba iyi miydi?” dedi.

Padişah “Çok güzeldi. Av boldu ve istediğim gibi güzel geçti.”

Yaşlı adam “Acaba padişahımızın ve beraberindekilerin keyfi yerinde mi? dedi.

Padişah “Hepimizin keyfi yerinde.” dedi.

Yaşlı adam “Acaba herhangi bir yerden kötü bir söz ya da tatsız bir haber duydunuz mu?” dedi.

Padişah “Hayır güzel söz ve iyi haberden başka bir şey duymadım” dedi.

Yaşlı adam “Acaba maiyetinizdekilerden herhangi bir kimseye bir zarar verildi mi ya da avlakta kötü bir olay oldu mu?” dedi.

Padişah “Hayır, herkes sağlıklı ve iyi, hiç kimseye bir zarar verilmedi.” dedi.

Yaşlı adam “Bugün sizin için hiçbir rahatsızlık veren bir şey, yeni bir üzüntü ve keder vuku buldu mu?” dedi.

Padişah “Hayır, bize üzüntü veren hiçbir şey olmadı, her günkünden daha mutluyuz; bu sözlerden maksadın nedir?” dedi.

Yaşlım adam “Maksadım şu: bugün sabahleyin neden beni yolunuzun üzerinden uzaklaştırdınız ve beni sizi seyretmek ve görmekten menettiniz? dedi.

Kahin olan nedim şöyle dedi: “Ne kadar da geveze ve şaşkın bir adamsın! Zahiri çirkinliğin deruni çirkinliğin aynasıdır diye ne kadar da doğru söylemişler. Mademki çok boşboğazsın şunu bil ki çirkin suratlı insanları görmek uğursuzluktur ve ben seni görmekten dolayı bizim mutluluğumuzu zayi olmasın diye seni uzaklaştırdım.”

Yaşlı adam şöyle dedi: “Bu benim son sorum.” Eğer birisini görmek bir kimseye etki edebiliyorsa o halde bugün beni görmek sizin için bereketli olmuş, çünkü hepiniz iyi bir gün geçirmişsiniz, ama sizi görmek benim için kötü oldu, çünkü siz beni hor görerek kendi yolunuzdan uzaklaştırdınız ve benim kalbim kırıldı; sabahtan şu ana dek elem ve kederdeyim. Şimdi insaf edin, beni görmek mi sizin için daha kötüydü yoksa sizi görmek mi benim için daha kötüydü? Acaba buradan bu kahin beyefendinin bütün sözlerinin tamamen asılsız ve temelsiz olduğu anlaşılmaz mı? dedi.

Padişah bu sözleri duyunca yaşlı adamın doğru söylediği hususunda insafa geldi. Sonra yaşlı adam padişaha dua etti ve şöyle söyledi: “Ben kahin nedimin yalan iddialarından vazgeçmesi ve yüz ve elbise güzelliği ve çirkinliğinin insanların iç dünyasının aynası olmadığını bilakis yapılan güzel ya da çirkin işlerin iç dünyanın aynası olduğunu bilmesi için bu işi yaptım.” 

O zaman padişah yaşlı adamı tebrik etti ve ona layık olduğu bir ödül verdi ki o da padişahı görmekten dolayı mutlu olsun. O günden sonra hiç kimse kahin nedimi padişahın yanında görmedi.

Uyarlayan: Mehdî ÂZERYEZDÎ

Güzel Çocuklara Güzel Hikayeler (قصّه های خوب برای بچّه های خوب)

Merzbânnâme’den Seçmeler

Farsçadan Çeviren: Ersin SELÇUK

Ersin Selçuk

Ersin Selçuk, Dicle Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı Öğretim Görevlisi, 1969 İstanbul doğumlu, Evli, dört çocuk babası

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.