Beyaz Kedi

11 mins read
Beyaz Kedi

Beyaz Kedi

Beyaz Kedi

Bir varmış bir yokmuş. Çok eski zamanlarda bir hakimin hizmetinde cellatlık yapan bir adam varmış. Ne zaman bir suçluyu kırbaçla cezalandıracak olsalar onu çağırırlarmış. Bu celladın tatlı canı gibi sevdiği güzel bir karısı varmış fakat karısının çocuğu yokmuş; onların bir de yıllardır o evde kalan beyaz bir kedileri varmış. Bu kedi tıpkı bir çocuk gibi onların bir eğlencesiymiş; şirinlikler yaparak ve oyunlar oynayarak onları güldürüyormuş; ayrıca evdeki farelerin hakkından da geliyormuş.

Günün birinde celladın karısı hamile kalmış ve doğum sırasında çok hastalanmış; doktorlar ne kadar muayene ettiler ve ilaç verdiler ise de bu bir fayda vermemiş; birkaç gün sonra da dünyadan göçmüş, yeni doğan çocuğu da öksüz kalmış. Bebek çok güzel yüzlü bir kız çocuğuymuş; eşinin ölümünden dolayı oldukça üzgün olan cellat onun hatırasını çok aziz biliyor ve bütün çabasını çocuğunun bakımına hasrediyormuş. Çocuğu emzirmesi ve ona bakması için bir süt anne bulmuş; babanın kendisi de ev işlerini yapmak için bir süre evde kalmış.

Beyaz kedi de her zamanki gibi evdeymiş ve küçük çocuğun ağlamalarından ve hareketlerinden hoşlanıyormuş. Bir iki ay geçtikten sonra yavaş yavaş çocuğa alışmış; bazen sıçrayarak ve oyunlar yaparak çocuğu güldürüyormuş; yaptığı şirinliklerin ev ahalisinin mutluluğuna neden olduğunu gördüğünde kendinden memnun oluyor ve seviniyormuş; günbegün hayvanların sahip olduğu zeka ile kendisini daha fazla sevdirmeye ve ev sahibinin okşamalarından faydalanmaya çalışıyormuş.

Kedi çocuğun süt annesinin sürekli olarak beşiği salladığını gördüğünde  bu işin güzel bir iş olduğunu anlamış; beşik hareketsiz kaldığında kedi gidiyor, onu sallıyor ve çocuğun ağlamasını kesiyor ve onu sakinleştiriyormuş; onun için birtakım oyunlar çıkartıyor, çocuğun babası da bu durumdan memnun oluyormuş.

Durum böyle sürüp giderken, sonunda çocuğun süt annesi evden dışarı çıktığında ve çocuk da beşikte uyurken baba beşiği sallıyormuş ki birdenbire hakimin evinden celladın derhal gelmesi gerekiyor diye haber salmışlar.

Celladın da bir çaresi yokmuş; derhal elbisesini düzeltmiş, kırbacı ve kılıcını almış, kediyi beşiğin yanına getirmiş ve beşiği sallamış; kedi hizmet etmesi gerektiğini anlamış ve beşiği sallamaya başlamış. O sırada cellat verilecek görevi yerine getirmek için evden çıkmış.

Kedi beşiği sallamak ile meşgul imiş; daha birkaç dakika geçmeden siyah bir yılan kömürlükteki delikten çıkmış, odanın içerisine kadar gelmiş; beşiğin üzerine çıkmak istiyormuş. Eskiden beri yılan ile düşmanlığı olan kedi de yılanın beşik üzerine çıkma niyetinde olduğunu gördüğünde beşiği bırakıp yılana saldırmaya gelmiş.

Kedi, yılan eğer kendisini sokacak olursa ilkönce tüy olmadığından kedinin burnunun ucunu sokacağını bildiği için bir elini burnunun üzerine koymuş, bağırıp çığlıklar atarak, homurtulu sesler çıkartarak ve pençe vurarak yılana saldırmış; ardından kedi ile yılan dövüşmeye başlamışlar.

Kedinin pençesi sürekli yılanın bedenini yaralıyormuş; yılan da kedinin bedeni etrafında kıvrılıyormuş; nihayet kedi birkaç dakika sonra yılanı öldürmeyi başarmış, fakat kedinin bütün beyaz tüyleri yılanın kanıyla bulanmış.

Bu sırada çocuk da beşiğin içinde kedinin korkunç seslerinden korkup ağlamaya başlamış.

Öte yandan cellat hakimin evinde işini bitirmiş ve tam eve dönecekken arkadaşlarından birisi çocuğun durumunu sormuş. Cellat “Çocuğun durumu iyi.” demiş; yine evde zeki, vefalı beyaz bir kedilerinin de olduğunu ve şu anda çocukla yalnız, beşiği sallamakta olduğunu söylemiş.

Arkadaşı gülmeye başlamış ve “Ne kadar da saf bir adamsın! Nasıl olur da bir kediyi çocukla bir başına bırakırsın! Kedi bir şey anlamaz ki, üstelik şimdi geri döndüğünde kedi çocuğunu öldürmüş olabilir, çünkü çocuğun kedinin kuyruğunu çekmesi, kedinin de öfkelenip pençeleriyle onu yaralaması için yeterlidir.” demiş. Sonra arkadaşı geçen sene bir kedinin bir çocuğun parmağını parmağı yağlı olduğu için yediğini anlatmış.

Cellat bu sözlerden çok müteessir olmuş ve hemen eve gitmiş. Yolda giderken de kendi kendisine  “Arkadaşım doğru söylüyor, şu anda kedi çocuğa bir zarar vermiş olabilir; çocukcağız benim cahilliğimin ve saflığımın kurbanı olmuş olabilir.”

Bunları düşünüp yürümeye devam ederken sonunda evin kapısına varmış. O sırada daha süt anne de geri dönmüş değilmiş; yılanı öldürmüş olan kedi de kanlı ayakları ve yünleriyle kendi düşüncesine göre, yaptığı hizmeti ve yılan tehlikesini nasıl defettiğini çocuğun babasına göstermek amacıyla  kapıya  koşmuş.

Cellat evin kapısını açar açmaz ve kediyi, pençeleri ve tüyleri kana bulanmış bir halde görür görmez kendi kendisine “Kesinlikle kedi çocuğu öldürdü.” demiş; önceden bu düşünceye kapıldığı için çok öfkelenmiş ve kılıcını çekip bir hamlede beyaz kediyi cansız yere sermiş; hemen ardından koşa koşa çocuğun başına neler geldiğini görmek için beşiğin yanına gelmiş.

Odaya girip de kara yılanı ölmüş, çocuğu da sağ salim olarak gördüğünde  kedinin büyük bir yararlılık gösterdiğini hemen anlamış. Kendisinin böyle kötü düşüncelere kapılmasından ve kediye cezalandırmadaki aceleciliğinden pişman olmuş; merhametli kediyi okşamak için ger dönmüş ama artık vakit çok geç imiş; kedi artık yaşamıyormuş.

Durum bu minval üzereyken cellat kendi kendisine “Kediyi cezalandırırken  ben nasıl hata edip gerçeği anlamak konusunda aceleci davrandıysam, hakim de insanlara ceza vermekte acele ediyor ve benim elimle bir kişi hakkında zulmediliyor olabilir.” demiş. Artık o günden itibaren cellat da istifa etmiş ve başka bir meslek ile uğraşmaya başlamış.

Uyarlayan: Mehdî ÂZERYEZDÎ

Güzel Çocuklara Güzel Hikayeler (قصّههای خوب برای بچّههای خوب)

Sindbâdnâme’den Seçmeler

Farsçadan çeviren: Ersin SELÇUK

 

Ersin Selçuk

Ersin Selçuk, Dicle Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı Öğretim Görevlisi, 1969 İstanbul doğumlu, Evli, dört çocuk babası

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.