1960’larda Ordu’dan Geçen Sahil Kordonu ile Karayolunun Öyküsü

15 mins read
1960'larda Ordu'dan Geçen Sahil Kordonu ile Karayolunun Öyküsü

1960’larda Ordu’dan Geçen Sahil Kordonu ile Karayolunun Öyküsü

1960'larda Ordu'dan Geçen Sahil Kordonu ile Karayolunun Öyküsü

1955’de Ordu-Fatsa arasında sahil yolunda inşaat faaliyetleri aralıksız devam ediyordu. Ordu sahilinde karayolu geçirmek için rıhtım başındaki Sümbüllük tepesinden patlatılan kocaman kayalar kamyonlarla Kabana çeşmeleri ve Rum kilisesinin önüne doğru denize dolduruluyordu. Taşbaşı mahallesindeki kıyılar ise denizle son kez kucaklaşıyordu. Yol için yapılan dolgunun genişliği 55-60 metreyi bulmuştu…

19 Temmuz 1957 tarihli Gürses gazetesindeki bir haberde “… Şehrimizin tabii güzelline bir kat daha değer katacak olan “Sahil yolu” faaliyeti yaz mevsiminden beri hızla devam etmektedir. Bilindiği gibi kumbaşı mevkiinden itibaren sürdürülen yol faaliyeti “Oğuzlu” deresine kadar dayanmıştır. Oğuzlu deresinde yapılan köprü ve diğer işler bittikten sonra Mezbahanın hizasından itibaren sahili takip ederek uzayacak olan yol, zannederiz ki, bu yaz mevsimi sonuna kadar yeni rıhtıma ulaşacaktır. Bütün Ordu’luların iştirakle özledikleri sahil boyunca şehir içinde meydana getireceği kordonu görmektir…” 

30 Temmuz’da sahil yolu Kirazlimanı mezarlığının karşısındaki elektrik trafosuna kadar gelmişti. Kirazlimanı’ndan Civil ırmağına kadar olan kısımda ise istimlak yapılması gereken hayli değerli ve büyük araziler bulunmaktaydı. Bu kısımda yolun devam edebilmesi için yapılacak olan istimlak işlerinin bitmesi gerekli idi. Karayolları eğer istimlak işlemleri çabucak biterse, sahil yolunun Eylül 1957’de yeni rıhtıma kadar gelebileceğini söylüyordu.

Sahil yolunun en önemli özelliği şehir içinden geçen yol boyunca Ordu’ya bir “Kordon” kazandırmaktı. Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü, Kasım 1957 tarihi itibarıyla Kirazlimanı mahallesinin sahil kısmındaki istimlak işlemlerini de tamamlamış, bu yolda faaliyetlerine devam etmiş ve yol güzergâhını açmıştı. Yeni iskele denilen betonarme rıhtımın her iki tarafında yol çalışmaları tam hızla devam etmekteydi. Karayolları 7. Bölge yetkililerinin bildirdiklerine göre; herhangi bir aksama olmaz ve deniz dolgusu için ihtiyaç duyulan taş temin edilirse, önümüzdeki yaz (1958-Temmuz) Ordu “Kordon boyu” tamamlanacaktı. Gerçekten, Ordu sahil yolunda olağan üstü bir gayretle yapılan çalışmaları Ordulular ilgi ile takip ediyorlardı. 

1959 yılının Haziran ayı olmuştu. Karayolları ekipleri tarafından Düz Mahalledeki Belediye parkı önündeki lebiderya kumsalları taşlarla hızla doldurarak sahil yolunu geçirmişlerdi. Yeni yapılan dolgulardan dolayı karayolunun seviyesi mahalle yollarının ve Belediye Parkının üstünde kalmıştı. Bu kot farkı yüzünden eski Belediye Parkı özelliğini kaybetmiş, artık parkta oturanlar denizi, kumsalları göremiyorlardı. 1959 yaz sezonunda Belediye parkına rağbet bu yüzden azalmıştı. Onun için Belediye’nin yazın şehrin tek istirahat ve eğlence yeri olan bu meşhur parkı yeni karayolu seviyesine yükseltmesi icap ettiği belirtiyorlardı. 

Çok mükemmel bir şekilde inşa edilmekte olan Ordu şehir merkezindeki sahil yolu, Ordu’nun çehresini daha o günden değiştirmişti. Bu güzel eserin yarın yürekler acısı bir manzaraya bürünmemesi için lağımların, Karayollarının yaptırdığı kanalizasyon sistem ve ebadına muvazi ve mutabık olması lazımdı. Bu noktaya dikkat ve hassasiyet göstermek şehir için hayati bir mesele teşkil etmekteydi. Zira Boztepe’nin dik yamaçları eteğinde kurulmuş Ordu şehri sellerin nasıl bir felaket olduğunu geçirdiği acı tecrübelerle pekiyi bilmekteydi. Esasen Sahil yolu şehir seviyesinden bir hayli yüksek tutulmuştu. Bu itibarla yapılmakta olan yeni lağımların sel sularını istiap edecek şekilde hesaplanarak yapılması zaruriydi. Aksi halde bir sel esnasında şehrin büyük bir göl haline geldiğini görmek gibi bir felaketle karşılaşacağına şüphe yoktu.

1960 yılı askeri darbe ülkede bir müddet şok dalgası yaratmış bütün ekonomik çark durmuş, yatırmalar yavaşlamıştı. 1960 yılının Temmuz ayı olmuştu. Ordu’lular tüm bu olumsuz şartlara rağmen Karayollarından sahil yolu ve kordonu bitirmeleri için beklentilerini artırmışlardı. Ordu kamuoyu sahil yolu ve kordonun Bülbül deresine kadar uzanmasını istiyorlardı. Sahil yolundaki geçişe artık “Atatürk Bulvarı” ismi verilmişti. Yeni yapılan kısımların Atatürk adına yakışır biçimde olması için en üstün ve modern şekilde yapılmasına özen gösteriliyordu. Sahil yolu “Atatürk Bulvarı” şehre hakikaten bambaşka bir hava vermişti. Yaz günlerinde daha sahil yolu ve kordon boyu daha inşaatı bitmeden bile tıklım tıklım doluyordu. Yol tamamen bittiği vaktiyle muhakkak daha da güzel olacaktı. 

Ancak, sahil yolunun kaldırım karolarının döşemesi eski ahşap yük iskelesine kadar yapılacaktı. Bu eksikliğe karşı tepkiler olmuştu. Hâlbuki 1961 yılı itibarıyla şehrin çıkış noktası olan Bülbül deresi ile yük iskelesi 300 metrelik mesafeye de kaldırım karosu döşenmesi Karayolları için büyük bir masraf tutmuyordu. Karayolları ekipleri hazır kaldırım karosu döşemek için tezgâh kurmuşken, ilgili ve yetkililerde bu noktayı göz önüne almalarını, Ordulular umutla bekliyorlardı. Sahil yolunun yapımını yakından takip eden, Askeri ihtilal komitesinin atadığı Vali ve Belediye Reisi Nusret Budunç, bu kaldırım karosunun uzatılması talebi üzerine Karayolları 7. Bölge Müdürlüğüyle temasa geçmişti. 

1960 yılında yapılan askeri darbeden sonra Devlet dairelerinde ve yatırımlarda başlayan tasarruf başlatılmıştı. Yıllarca bu yol yapılacak diye bekleyen, bu yolun çamuruna, pisliğine o güzel eser için seve seve katlanan Ordulular Karayollarının tasarruf olarak 100 bin lira kesmesine vatandaşla çok üzülmüştü. Karayolları yapacağı tasarrufu Ordu şehrinin göbeğinden geçen bir yolda değil, daha müsait bir yolda yapabilirdi. Orduluların yıllardır hasretle beklediği sahil yolu ve kordonun yarım bırakılması ile yapılacak olan tasarruflar milletin bağrında kapanmayacak yaralar açacağı kesindi.

20 Eylül 1960 günü Ordu’ya gelen Karayolları 7. Bölge Müdürü Ordu sahil yolunun, Civil köprüsüne kadar asfaltlanacağını müjdelemişti. Dökülecek bu ilk asfaltın kalınlığının 4 santim olacağını açıklayan Karayolları 7. Bölge Müdürü bu asfaltla yolun önce çamurdan kurtarılacağı gibi kontrole de alınacağı yolun bozulan kısımlarının düzeltildikten sonra 4 santimlik bir asfalt daha dökülerek yol 8 santimli modern asfalt yollardan olacağını açıklamıştı. 

1961’de yeni yapılan yeni sahil yolu asfaltı ve kordon boyunda çalışmalar artık tamamlanmıştı. Sıra kordon boyunda ışıklandırmalara gelmişti. 1961 yılının Mart ayında sahil yolunun cıvalı lambalarla ışıklandırması yapılmış ve iş bitmişti. Ancak bu ışıklandırma sırasında bir noksan göze çarpıyordu. Elektrik direkleri arası 45 metre olduğundan, direklerdeki lambaların ışıklandırma sahası iki direğin arasını kaplamamaktaydı. Bu saha arasında 4-5 metrelik bir kısım karanlıkta kalmaktaydı. Bu iş için dikilen direklerden bazılarına çift lamba konursa ve ilave direklerle sorunun ortadan kalkacağı iddia ediliyordu.

1962 yılında Ordu sahil yolunun deniz kısmına gelen yaya kaldırımı karo parke ile tamamen döşenmişti. Ancak Karayolları 1960 yılında Düz mahalledeki eski parkın bulunduğu kısımların da karo parke döşeneceğine dair söz vermesine rağmen halen bu kesimlerde bir çalışma yapmamıştı. Ordu kamuoyu, şehrin en güzel yerine daha başka bir güzellik katacak olan parkın önündeki yaya kaldırımlarına da karo parke döşenmesini her platformda seslendiriyorlardı. 

1963 yılında Mart ayında Ordu Sahil yolu tretuvarları boyunca uzanan yeşil sahaların düzenlenmesine ve ağaçlandırılmasına başlanmıştı. Samsun’dan gelen bir Orman Mühendisi Vali Bey ile görüşmüş, bu kesimlere dikilecek olan fidanları tespit etmişlerdi. Sahil yoluna, Fıstık çamları, Atkestanesi ve Akçaağaç fidanları dikilmesine karar verilmişti. Sahil yolu boyunca dikilen genç fidanların çiğnenmesi ve sökülmemesi için de ilgililer devamlı surette hoparlörle şehirde ilan ve yayın yapıyorlardı. Öte yandan Ordu Halk Eğitim Merkezi binasının sahil yoluna bakan cephesindeki çocuk bahçesine büyüklerin girmemesi için de tedbirler alınmıştı…” 

Böylece bir inci gerdanlık gibi uzanan Ordu’nun sahili, kordon boyunca dikilen yeşil ağaçları, ışık saçan cıvalı lambaları, estetik karo taşlarıyla modern bir görünüm kazanmıştı… Ordu’nun yol ve köprü hikayeleri işte böyle sürüp gidiyor…Nereden nereye gelmişiz ? Öyle değil mi?

KAYNAK: H. Naim Güney, “Ordu’nun Yol ve Köprü Hikayeleri “kitabı, Ordu Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları,2020-Ordu

Naim Güney

Ordu yerel tarih araştırmacısı. Gazeteci, yazar.

"Tarih" geçmişle gelecek arasında köprü kurmaya imkan tanır ve dün ne olduğumuz, gelecekte ne olabileceğimize dair bize fikirler verir"

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.