Diderot Etkisi ve Günümüz Kadınları

10 mins read
Diderot Etkisi ve Günümüz Kadınları

Diderot Etkisi ve Günümüz Kadınları

18.yy. sonlarında başlayan Sanayi Devrimi ile beraber üretim kol gücünden hızla makineleşmeye ve seri üretime geçti. İşçi sınıfının oluşmasıyla birlikte az da olsa insanlara düzenli bir para akışı başlamış oldu. Piyasaya sunulan ürünlerin artması, aynı ürünlerin farklı firmalar tarafından üretilerek ikame ürünlerin oluşması ise ürünlerin fiyatlarının çok daha uygun olmasını sağladı. Böylelikle artan ürün miktarı ve çeşitliliği bu ürünlerin pazarlanmasını gerektiriyordu. Ürünlerin satılabilmesi için insanların ihtiyaçları artmalıydı. Bu andan itibaren çeşitli pazarlama teknikleri oluşturulmaya başlandı ve günümüze kadar inanılmayacak boyutlara ulaştı. Bu minvalde pazarlamanın en önemli enstrümanlarından biri de moda sektörü oldu. Her yıl değişen moda yalnızca giyimi değil, mobilyadan, dekorasyon malzemelerine, hatta duvar boyalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar hale geldi.İnsanlık moda sektörüyle birlikte bir nevi Diderot etkisi altında kaldı.

Diderot Etkisi ve Günümüz Kadınları

Peki kimdir bu Diderot?

Aydınlanma çağının önemli fikir insanlarından biri olan Denis Diderot, bir bıçakçının oğlu olarak dünyaya gelmiş olmasına rağmen iyi bir eğitim almıştı. Fakat hayatının büyük bir kısmını yoksulluk içinde geçirmişti. Fikirleriyle Fransız Devrimi’nin zemininin oluşmasına katkı sunan aydınlardan biri olan Diderot, Avrupa’da ortaya çıkan yeni fikirleri, felsefi düşünce ve akımları yayma amacıyla hazırlanmaya başlanan Ansiklopedi’nin (Encyclopedie) editörlerinden biriydi. Bilime destek vermeyi şiar edinmiş olan Rus İmparatoriçesi II. Katerina, Diderot’nun ciddi bir maddi dar boğazda olduğunu öğrenmiş ve onun zengin kütüphanesini satın alarak yine evinde tutmasını istemiş ve ayrıca da ona kütüphanecisi olarak maaş bağlayarak 25 yıllık maaşını peşin ödemişti. Diderot’nun eline hayal bile edemeyeceği miktarda para geçmişti. İlk olarak eskiyen sabahlığının yerine kırmızı kadifeden çok şık bir sabahlık aldı. Fakat sabahlığıyla çalışma masasına oturduğunda masanın sabahlığına hiç de yakışmadığını farketti. Masayı büyük, şık bir masa ile değiştirdiğinde ise bu defa halı masanın altına hiç yakışmamıştı. Böylece evin eşyaları zincirin halkaları gibi birbiri ardına değişmeye başladı. Ve oturup “Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık” adlı makalesini yazdı. Makalesinde yaşadığı bu domino etkisinden bahsederken “Eski sabahlığımın mutlak efendisiyken yenisinin kölesi oldum” gibi çarpıcı bir ifade kullanarak bu tüketimin onu mutlu etmediğini aksine büyük bir pişmanlık yaşattığını ifade etmişti. Ona göre sahip olduklarımızla mutlu olmak yenilerle yaşanan anlık mutluluktan çok daha kıymetlidi. Bunu bizzat yaşamış ve tecrübe etmişti. Bu makaledeki yazarın ruh halini yansıtan edebi ve çarpıcı üslubu antropologların, psikologların oldukça ilgisini çekti ve bu duruma Diderot Etkisi adı verildi.

Daha 18. y.y. ortalarında yazılmış olan bu makaleden insanların yeterince dersler çıkarmadığını hala görmekteyiz. Çünkü üretim inanılmayacak boyutlara ulaştı ve beraberinde topluma devamlı olarak bitmez tükenmez ihtiyaçları olduğu düşüncesi pompalanmaya başlandı.

Geçmişte Türk kadınının çok üretken, ev ekonomisine katkıda bulunmak için elinden gelen çabayı gösteren bir niteliği mevcuttu. Çocuklarının giysilerini kendileri diker, kazaklarını örerlerdi. 80’li yıllardan sonra daha çok kız çocuklarının eğitim hayatına başlamasıyla bu durum gitgide değişmeye başlamış daha fazla tüketime doğru evrilmişti. Özellikle çalışma hayatına başlayan kadınların hiç bitmeyen ihtiyaçları ortaya çıktı. Kadınlar mütemadiyen yeni giysilere, ayakkabılara, kozmetik ürünlere ihtiyaç duyarken öte yandan hazır gıdaların ev yapımı olanlardan daha muteber olduğu anlayışı yayılmaya başlamıştı. Bir yandan çok çalışıp para kazanan kadın öte yandan çoğunlukla kazandığının fazlasını harcar hale gelmişti. Diderot’nun deyimiyle eşyalarının kölesi haline gelmişlerdi. Bu durum ev hanımları için de farklı değildi. Mütevazi bütçeleri çalışan kadınlar kadar tüketmelerine engel olsa da yaşanan aile huzursuzluklarına rağmen tüketim güdüsüne ket vurmak kolay değildi. Toplumun her kesimi bu tüketim çılgınlığının rüzgarına kendini bırakmış durumdaydı. Çok sayıda insan borç bataklığına saplanmış bu durum aile birliğini bile tehdit eder hale gelmişti. Ne yazık ki günümüzde de benzer profillerle karşılaşmak mümkün.

Buna mukabil aşırı üretim ve tüketim durumunun dünyayı kirlettiğini ve mutlak bir sona doğru sürüklediğini ortaya koyan bir çok akım meydana çıktı. İnsanlar günümüzde çok daha bilinçli bir tüketici olma yolunda fazlasıyla uyaranla karşı karşıya. Özellikle minimalizm akımının gençler üzerinde etkili olmaya başladığını görmekteyiz. Çok daha sade bir ev dekorasyonu ve giyim tarzı benimseyerek hayatlarında fazlalık olacak hiçbir şeye yer vermiyorlar.

Bunun yanı sıra son birkaç yıldır pazarlama sektörünün en gözde müşteri profillerinden biri olan ev hanımlarında da inanılmaz gelişmeler söz konusu. Kadınlar eski eşyalarını değerlendirme, kendileri bir şeyler üretme yolunda yeniden ilerleme kat etmeye başladılar. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte ev ortamında çok nitelikli ürünler üretmeye ve hatta bunlardan gelir elde etmeye başladılar. Evlerinde beğenmedikleri, eskiyen, modası geçen mobilyalarını istedikleri gibi boyayarak tabiri caizse günün modasına uydurabiliyorlar. Sosyal medya üzerinden evlerinin önce ve sonraki hallerini paylaşarak birbirlerini güdülüyorlar. Günümüz kadınları bu önüne geçilemez Diderot Etkisi’ni kıracak gibi görünüyor. Kim bilir belki Diderot zamanında da bu yeni nesil boyalar olsaydı, o da masasını boyayarak yaşadığı büyük pişmanlıktan kurtulabilirdi.

Yazarın bir önceki yazısı için tıkla

Sümeyye Kaya

İşletme eğitimi aldı ve ayrıca çok farklı alanlarda eğitim hayatına devam etti. Ebru sanatı, resim ve Osmanlı dönemi çocuk eserlerinin tercümeleriyle ilgileniyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.