/

Anketler ve İtibarını Kaybeden Siyaset Bize Ne Anlatıyor?

7 mins read
Anketler ve İtibarını Kaybeden Siyaset Bize Ne Anlatıyor?

Anketler ve İtibarını Kaybeden Siyaset Bize Ne Anlatıyor?

Türkiye’de siyaset ve medya itibarını kaybetmiş durumda. Ya da bu ifade çok keskin olduysa biraz yumuşatalım ve politik bir cümle kurarak; artarak itibarını kaybediyor. Siyaset ve medyanın kendilerinden beklenen toplumsal görevler haricinde işlevler gördüğü itiraz edilemez bir yargı olarak karşımızda duruyor.  2019 Yerel seçimlerimde topluma umut vaat eden yerel siyasi aktörlerin artık sarece bir propagandanın ötesine geçemeyen figürler olduğu seçmen nezdinde kabul edilmiş gibi duruyor. Aksi bir durum gerçeklemezse. Her ne kadar medya organları söylediğimizin aksi bir durum olduğunu göstermeye çalışsalar da. Sonuç olarak toplumun hem iktidar hem de muhalefet kanadından siyasal beklentileri, sorunların çözümü konusunda pek umudu yok. Bu durumu anketlerden çıkan sonuçlardan rahatlıkla görebiliriz. Oysa hatırlamak gerekir ki 28 Şubat müdahalesi ve devam eden süreçte, ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturan muhafazakar kitlenin askeri ve bürokratik kurumlara olan güvenini yitirmesini ve onların meşruiyetini dahi sorgular hale getirmişti. Anketler de bunu gösteriyordu. Buna ek olarak dünyada kürüselleşme, liberalleşme, açılım, demokrasi rüzgarları ile 2000’li yılların başında siyaset kurumu Cumhuriyet tarihinin en yüksek güvenilirlik oranlarına ulaşmış durumdaydı ve toplum, sorunların çözümünü siyasetten bekler haldeydi.

Peki bugün durum ne?

Bu sorunun cevabını yeni yayınlanan anketlerde görebiliriz.

Metropoll şirketi yöneticisi Özer Sencar sosyal medya hesabından bugün bir anket yayınladı. Ankete göre siyaset ve medya inandırıcılık ve güven konusunda diplerde sürünüyor. Tekrardan asker ve polise güven tavan yapmış durumda. Bu konuda siyasetin dilinin, siyasetçilerin topluma neler sunduğu ile ilgili bir yazı fikrikadim’de yayınlamıştık; “İktidar Muhalefet Arasında Siyasetin Nefret Dili” yazımızda ifade ettiğimiz iktidar muhalefet arasında geçen nefret dilinin ve devam eden gerilim politikasının neleri hedeflemiş olduğu yönünde değerlendirmelerimiz vardı. Ve sanırım o değerlendirmeler ve yeyi yayınlanan anketler birbirini doğruluyor gibi. Türkiye siyasetinin tekrardan sığlaştığı yerdeyiz. Bu durumla ilgili olarak da Siyasette toplumsal tahakküm muhalefette yapısal sorun başlıklı bir yazı yayınlamıştık.

Türkiye’de muhalefetin sorunların çözümü konusunda bir üretkenliğe değil gerilim politikasıyla siyaseti rayıdan çıkarma çabası içinde olduğunu anlatmıştık. Bunun en basit örneklerini muhalefet liderinin, kurumların kapısına anlık randevularla dayanıp; “bize hesap verin/vereceksiniz” biçiminde gerçekleşen eylemlerinde görebiliriz. Tamam bu davranışlar, ergenlerin, siyasete hevesli yeni politize olmaya başlamış kitlelerin hoşuna gidebilir ama büyük bir halk kitlesinin, siyasetin doğasını bilen bunun bir şov olduğunu farketen çevrelerde ise siyasete güvensizlik duygusunu artıracağı kesin. Güvensizliğin artacağını; yıllarını siyasete vermiş bir politikacının farketmeyeceği diye bir şeyi düşünemiyorum. Ben bunun kasıtlı olarak yapıldığını, siyasetin kasıtlı olarak yıpratıldığını ve çözümsüzlüğün, tıkanmanın, bir yol olarak topluma sunulmasının tercih edildiğini düşünüyorum. İktidarı siyasal olarak devirmek değil siyasetsizlikle devirmenin bir tercih olduğu bunun ısrarla sürdürüldüğü kanaatindeyim.

Türkiye’de siyaset iyi olmayan bir yöne doğru gitmekte. Bunu aylardır yazılarımda belirtiyorum. Ve bunun bir stratejisi olduğunu muhalefetin de iktidar hırsıyla bu stratejiye ayak uydurduğunu hatırlatmaya çalışıyorum. Oluşturalan gerilim ortamının bir mühendislik yönü olduğunu ve bu mühendisliğin; “herşey çok iyi olacak” propagandasının ardında çözümsüzlük ve militarist bir ülke vadettiğini gözlemliyorum. 

Bu gözlemimi yayınlana anketlerde doğruluyor. Metropoll şirketi’nin yayınladığı ankette kurumlara güven oranı şöyle;

  • Ordu: Yüzde 6.7
  • Polis: Yüzde 6.4
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi: Yüzde 5.0
  • Kamuoyu Araştırma Şirketleri: Yüzde 5.0
  • Cumhurbaşkanlığı: Yüzde 4.9
  • Diyanet: Yüzde 4.6
  • Yüksek Seçim Kurulu: Yüzde 4.3
  • Yargı ve Mahkemeler: Yüzde 4.1
  • Bankalar: Yüzde 4.1
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK): Yüzde 4.0
  • Medya: Yüzde 3.6
  • Politikacılar: Yüzde 3.4

Anketin detaylarına ulaşmak için de Sencar’ın sosyal medyada paylaşımının linkini de vereyim. İyi okumalar…

Hayati Esen

In 2005, he published his first book "Why Sufism". Then in 2012, he published essays on theology, politics and art in various magazines and newspapers. In 2014, he founded the website fikrikadim. The website is published in Turkish and English. In 2023, he wrote a post-truth novel called "Pis Roman". He still publishes his articles on fikrikadim.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.