Etiket: Mahmut Karaman

Her aşkın bir zamanı var / Mahmut Karaman
KÖŞE YAZARLARI, Mahmut Karaman

Her aşkın bir zamanı var / Mahmut Karaman

Benim neslim 80 öncesi yıllarda başta İstanbul olmak üzere, Bursa, Sivas ve Konya'da yapılan Fetih mitinglerine 500, 1000 km yol katederek giderdi. O günkü araçlar ile bugünkü sürenin asgari iki katı, hatta biraz daha fazla süren yolculuklardı bunlar, bulunulan yere göre 10, 15 hatta 25 saat sürerdi bu yolculuklar... Üstelik yarı aç, yarı tok ve uykusuz geçerdi geceler ve günler... Mesafeye göre yola çıkan otobüsler sabaha karşı indiği kentlerin ana caddelerinde yapacağı uzun bir yürüyüşten sonra toplandığı meydanda kızgın güneşin altında asgari beş altı saat rahmetli Erbakan'ı beklerdi. Arada bir, bir kaç polis jopu yemek, ya da nezaretlere girmek de vardı Ana gruptan ayrılıp yan sokakta bir çay ya da çorba içmeye kalkışanları da ya ülkücüler döverdi, ya da solcular... Ev sahibi s...
Bu mantığı tanıyorum ben / Mahmut Karaman
KÖŞE YAZARLARI, Mahmut Karaman, Röportaj

Bu mantığı tanıyorum ben / Mahmut Karaman

Mantık, önemli... Oturduğu evin kirasını 1.5 yıldır vermiyor Ev sahibi "1.5 yıldır kiramı vermiyor" diye kiracısını mahkemeye vermiş Kiracı; '1.5 yıldır kiramı alamıyorum' suçlaması ile kendisini mahkemeye veren ev sahibine yönelik olarak "ödeme gücü olmadığına dair hakkımda algı yarattığı" suçlaması ile karşı hakaret davası açmış... Bu mantığı tanıyorum ben; değişik şekillerde karşımıza çıkar. ... Sanırım 1984 yılı idi. Üniversite kapılarında linç ettikleri baş örtülü kızlarla ilgili suçlamalarını dinlediğimiz geri zekalı yamyamların zihin yapılarını karakterize eden bir öykü yazmıştı Cemal. Koltuğu bağlayıp, gözlerini oyup kulaklarını kestiği müşterisinin inlemelerini "anlayışsızlıkla/kabalıkla, kendi işini zorlaştırmak/kendisine yardımcı olmamakla" yorumlayan bir hasta berberi anlat...
Mahmut Karaman: Bilginin gerçekliğine, inandırıcılığına güvenim kalmadı
Röportaj

Mahmut Karaman: Bilginin gerçekliğine, inandırıcılığına güvenim kalmadı

Mahmut Karaman Hoca, kişisel sayfasında bilme/bilgi sorunuyla  ilgili olarak; "bilginin gerçekliğine, inandırıcılığına güvenim kalmadı" diyerek bu bağlamda "akademik metinler okuyorum ama bu metinlere de bir güvenim ya da inancım yok." cümlesiyle devam etmişti.  Felsefenin, bilimin, insanın serüvenin merkezinde bulunan bilgi, "bilginin ne olduğu, bilginin imkanı, nasıl ortaya çıktığı, insanın bilgiye ihtiyacı var mı yok mu?" gibi sorular bizim bu serüveni anlamamız için önemli tartışmalardır. Tabi bunun haricinde Müslüman dünyada; Klasik felsefe, Modern felsefe  ile "bilgi, ilim" kavramlarında yaşanan bir çatış alanı da var. Ve bu çatışmadır ki aslında bizi batıdan, ürettiği düşünceden ayıran en önemli başlık. O tartışma; "Tanrısal bilgi var mı yok mu?" sorununun/sorusunun cevabadır? İşte ...