Türkiye’de Dövizin Tarihi Serüveni

12 mins read
Türkiye’de Dövizin Tarihi Serüveni

Türkiye’de Dövizin Tarihi Serüveni

Günlerdir Türkiye’de doların yükselişini, faizlerin düşmesini konuşuyoruz. Türkiye ekonomisi ve onun piyasalara yansıyan yönü; özelikle  tüketim ürünlerinde artan fiyatlarla vatandaşın alım gücünü yerlerde süründürüyor. Artık yıllar sonra hayatımıza yeniden yüksek döviz oranları girdi. Öncelik dolarda. Gündelik ekonomimizi buna göre ayarlamaya çalışıyoruz. Bizde Türkiye ekonomisini şekillendiren ve buna döviz ekonomisi diyebileceğimiz bu sürecin tarihini araştırıp yayınlayalım istedik.

Türkiye’de Döviz Kuru Hareketleri (1923-2021)

Türkiye, 1980’li yıllarınca önce sabit kur rejimi uygulamıştı. Sabit jemini tanımlamamız gerekirse TL’nin değeri Merkez Bankası tarafından belirli bir kur üzerinden yabancı paralara karşı eşitlenmesiydi. Bir başka deyişle, günümüzde arz ve talep üzerinden dalgalandığını gördüğümüz kur değerleri 80’li yıllardan önce sabitti. Fakat dünya ekonomisindeki değişimler ve ülkelerin dış ticaretindeki dalgalanmaları Merkez Bankası tarafından belirlenen kur değerini sürdürülemez hale getirir ve bu durumda devlet tarafından resmi döviz fiyatları yükseltilerek devalüasyona ya da resmi döviz fiyatları düşürülerek revalüasyona gidilirdi.

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nde, 1930 yılına kadar Türk lirasının değeri arz ve talep dalgalanmalarına bırakılmıştı. Lozan Antlaşması gereği beş yıl süreyle gümrük politikalarının uygulanamaması ve dolayısıyla devletin ithalat kısıtlamasına uğraması ve para kontrolü gibi araçlardan yoksun kalması bu durumda rol oynamıştı. Buna rağmen Türk lirası bu dönemde uluslararası kambiyo piyasalarında çok da değer kaybetmemiştir. Fakat 1929’ta yaşanan Dünya Ekonomik Bunalımı kambiyo kurlarında istikrarsızlık yarattı ve hükümeti önlemler almaya itti. 1930’da kurulan ve 1931’de faaliyetlerine başlayan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da bu dönemin bir ürünüydü. Bu dönemde Türk lirasının değeri üzerinden çeşitli düzenlemeler yapıldı.

Read:  Malatya'da Çalışmalar Hızla Devam Ediyor: Konutlar Bir Yıl İçinde Tamamlanacak

Türkiye’de Amerikan Dolarının Tarihi

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk Lirası dolara karşı savaşında kısmen başarılı olsa da, 1926 yılına gelindiğinde yaşadığı savaşların yorgunluğu ve ekonomideki zayıflıklar nedeniyle bir dolar iki lira seviyesini aşmıştı.

ABD’de başlayıp sonrasında bütün dünyayı kasıp kavuran 1929 Büyük Buhranı ile birlikte o dönem için rekor seviye olan 2,13 kuruş seviyesine yükselen dolar, enflasyon olmaması ve ekonomik durgunluk nedeniyle 1935 yılına gelindiğinde 1,25 kuruşa kadar düşmüş, 1945’e kadar bu seviyeyi korumuş ve 1,31 kuruşta sabitlenmiştir.

Türkiye’de Dövizin Tarihi Serüveni
Türkiye Cumhuriyeti 1 lirası

Türkiye Cumhuriyeti İkinci Dünya Savaşının dışında kalmış olsa da, savaşın neden olduğu ekonomik olumsuzluklar sonrasında İsmet İnönü tarafından dolar %100’ün de üzerinde artırılıp 2.80 liraya yükseltildiğinde takvimler 1946 yılını gösteriyordu.

• Yaşanan devalüasyon İnönü hükümetine pahalıya mal oldu ve 1950 yılında yapılan seçimlerde Adnan Menderes’in başında olduğu Demokrat parti iktidara geldi. 1958 yılına kadar sabit kalan dolar, 4 Ağustos 1958 tarihinde yaşanan %321’lik devalüasyonla 9 liraya çıkarıldı.

4 Ağustos 1958 Devalüasyonu

Dünya ekonomisi 2. Dünya Savaşı sonrasında her bakımdan 1930’lu yıllardan çok farklıydı. ABD ve Sovyetler Birliği ekseninde iki kampa ayrılmış uluslararası düzen iki kampa ait kurumları ve politikaları barındırıyordu. Süper güçlerin sağladığı resmi yardımlar bu kamplaşma için bir rekabet öğesi haline gelmişti. Kore Savaşı’na Batı blokunun yanında katılım gösteren Türkiye de bu kamplaşmada tercihini yaptı. ABD dış yardım programı ve beraberinde gelen serbest piyasa ekonomisiyle dışa açılma politikası da Türkiye ekonomisinin çehresini değiştirdi. İthalatta serbestleşme ve dış kaynak bolluğu 1950’lerin ilk yarısında yüksek büyüme oranları olarak geriye döndü. Fakat olumlu koşulların tersine dönmesi ve artan dış borç, Türkiye’yi tarihinde ilk kez ama son olmayacak bir kurumla tanıştırdı: IMF. İstikrar programı çerçevesinde 4 Ağustos 1958’de ithalatta de facto olarak 1 ABD doları 9 TL’ye eşitlendi. İki yıl sonra bu karar tüm kurda uygulandı.

Read:  Alain Delon'un Evinde 72 Silah ve Cephanelik Bulundu

4 Ağustos 1958 Devalüasyonu

• 1970 yılına gelindiğinde Süleyman Demirel’in başında olduğu Adalet partisi iktidarı döneminde, Türk Lirası %65 oranında devalüe edilerek dolar 9 liradan 14,85 liraya yükseltilmiştir.

Bir dolar 70 lira

Bir dolar 70 lira

• Süleyman Demirel’in iktidarda olduğu 1980 yılında, 24 Ocak kararları kapsamında yapılan yüzde 100’lük devalüasyonla dolar kuru 70 liraya yükseltildi.

• 1980 Darbesinden 3 yıl sonra kurduğu Anavatan Partisi ile tek başına iktidara gelen Turgut Özal yönetiminde Türkiye serbest piyasa ekonomisine geçiş yapmış ve “dövize enflasyon oranında artış” politikası benimsenmiştir. Türkiye’nin %80’lik enflasyona alıştığı ve günlük kur düzenlemeleriyle geçirdiği yılların ardından, 1989 yılına gelindiğinde 9 yıllık Türk lirası değer kaybı %3.285 olmuş ve 1 dolar 2300 lirayı geçmiştir.

Bir dolar 40 bin lira

Türkiye’de Dövizin Tarihi Serüveni 6

1994 yılında iktidarda olan DYP-SHP (Çiller-Karayalçın) Hükümeti’nin o güne kadar görülmemiş büyüklükte yaşanan iktisadi kriz ve çözüm için alınan “5 Nisan kararları” sonrasında yaşanan devalüasyon oranı %38,8 ve 1 ABD dolarının Türk lirası karşılığı 40 bin lira olmuştu.

•1995 genel seçimleri itibarıyla koalisyonlar dönemi başlamış ve ömrü çok uzun olamayan hükümetler birbiri ardına kurulup bozulmuştu. 1999 yılına gelindiğinde dolar kuru yeni bir rekor kırarak 314 bin 230 liraya yükselmişti.

Read:  Burkina Faso'da Cami Saldırısı: 14 kişi hayatını kaybetti

• 1999 Seçimlerinde kurulan DSP-MHP-ANAP hükümetinin iktidarda olduğu 3 yılın sonunda, bankacılık sisteminde yaşanan sıkıntılar ve devlet yönetiminde ortaya çıkan uyuşmazlıklar meşhur 2001 krizine neden oldu. Yaşanan kriz sonrası Dolar kuru 1,642,000 liraya yükselmişti.

2000 yılına girilirken Türkiye ekonomisinde yeniden kriz çanları çalıyordu. Çok yüksek seviyelere çıkan enflasyonu düşürmek için Uluslararası Para Fonu’yla (IMF) başlatılan program kapsamında 1999’dan beri ‘serbest faiz, sabit kur’ rejimi uygulanıyordu. Merkez Bankası her gün sabit bir döviz kuru açıklıyordu, faiz oranlarıysa piyasa tarafından belirleniyordu. İlk kriz 22 Kasım 2000’de piyasadaki likidite sorunu nedeniyle patlak verdi. Yaşanan sıkıntıların yabancı yatırımcıyı endişelendirmesiyle yüklü miktarda fon çıkışı yaşandı. Bankalar arası piyasada gecelik faiz oranı yüzde 1000’in üzerine çıktı. Merkez Bankası, IMF desteğiyle piyasayı fonlayarak krizi geçici olarak durdurdu.

19 Şubat 2001’de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında başlayan tartışmada Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlattı ve Ecevit, toplantı çıkışında bekleyen gazetecilere, “Bu bir devlet krizidir” açıklaması yaptı. Ancak buna piyasanın tepkisi sert oldu. Aynı gün 7 milyar doların üzerinde bir döviz talebi ortaya çıktı, bankalar arası piyasada gecelik faizler yüzde 5 bin ila 7 bin 500 aralığını gördü. Yabancı yatırımcıların hızla piyasayı terk etmesiyle yüksek döviz talebini karşılamak mümkün olmayınca, 21 Şubat günü sabit kur rejiminden dalgalı kur rejimine geçildi. Merkez Bankası tarafından karar öncesinde 684 bin TL’ye çıpalanan dolar kuru, dalgalı kura geçilmesiyle birlikte 1,2 milyon TL’ye yükseldi.

FİKRİKADİM

The ancient idea tries to provide the most accurate information to its readers in all the content it publishes.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.