Türkiye’nin AB umutları sessiz sedasız çözülüyor

8 mins read
Türkiye'nin AB umutları sessiz sedasız çözülüyor

Türkiye’nin AB umutları sessiz sedasız çözülüyor

Türkiye'nin AB umutları sessiz sedasız çözülüyorAB Genel İşler Konseyi bu ay olağan toplantısını yaptı ve tartışmaları özetleyen bir bildiri yayınladı. Türkiye-Yunanistan ve Türkiye-Kıbrıs Rum ilişkilerine ayrılan alan, Türkiye-AB ilişkileriyle ilgili diğer konulara göre orantısız bir şekilde daha büyüktü.

Türkiye’nin AB’ye katılım süreci, AB gündeminin farklı bir konusu haline gelmiş görünüyor. Türkiye, Brüksel ile ilişkilerinde özel bir durum olarak ele alınırken, şimdi Kuzey Makedonya ve Karadağ gibi Türkiye’nin üyelik başvurusundan on yıllar sonra bağımsız hale gelen bir grup Balkan ülkesine dahil edilmiştir.

Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler 1959 yılında kurulmuş ve 1963 Ankara Anlaşması ile kurumsal çerçeve resmileştirilmiştir. 1999’da AB, Türkiye’yi aday ülke olarak kabul etmeye karar verdi. Katılım müzakereleri şimdiye kadar 35 faslın 16’sında açıldı ve sadece bir tanesinde sonuçlandı: bilim ve araştırma. Başka bir deyişle, Türkiye yarım asırdan fazla bir süredir kapı eşiğinde tutuluyor.

AB konseyinin açıklamasında orantısız bir yer kaplayan bir diğer soru da Kuzey Kıbrıs’ta Mağusa’nın bir banliyösü olan Maraş. 1974 yılında Türk ordusunun adanın Yunanistan tarafından ilhakını önlemek için askeri bir operasyon düzenlediğinde bu bölge sakinleri tarafından boşaltıldı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorununun çözümü için, bölgenin asıl sakinlerinin geri dönüşünü de içeren bir plan taslağı hazırlamış, ancak Kıbrıslı Rumlar 2005 yılında yapılan bir referandumda planı reddetmişti.

Geçen yıl ekim ayında, kuzey Kıbrıs cumhurbaşkanı ve Kıbrıs Türk toplumunun lideri Ersin Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü desteğiyle çitle çevrili alanın bir kısmını açmaya karar verdi. Kıbrıslı Rumlar buna şiddetle karşı çıktılar ve konuyu ilgili AB forumlarına taşıdılar.

Bu soru iki hafta önce AB Genel İşler Konseyi’nde etraflıca tartışılmış olmalı. Konsey bildirisinde şöyle deniyor: “Bakanlar Kıbrıslı Rumlarla dayanışmalarını ifade ettiler ve soruyu Coreper’a (üye ülkelerin Daimi Temsilciler Komitesi) göndermeyi kabul ettiler. Maraş’ın açılmasında rol oynayan herkes için bir yaptırım rejimi oluşturmak da dahil olmak üzere tüm seçeneklerin daha fazla değerlendirilmesi için.”

Maraş’ın açılmasına izin veren asıl aktör Erdoğan olduğu için, bu söylem Kıbrıslı Rumlara Maraş konusunda atılan adımlar konusunda karar vericilere karşı zorlayıcı bir eylemden çok sözde bir hizmet gibi görünüyor. AB, Türk lidere yaptırım uygulayacak mı? Olursa, bu tür bordürlerin pratik bir etkisi ne ölçüde olacak? Bir NATO ülkesinin başkanına yaptırım uygulanmasının sonuçları ne olacak?

Bunun yerine Erdoğan ve Tatar istisna yapılıp yaptırımlar sadece astlarını hedef alırsa, bu tutarsız olacaktır. Konsey bu ikilemden bir çıkış yolu arıyor olabilir.

Konsey ayrıca, AB ile Türkiye arasında çeşitli konularda üst düzey diyaloğun yakın zamanda yeniden başlamasını da not aldı. Müzakereler profesyonel diplomatlara bırakıldığı sürece bu görüşmeler olumlu bir şekilde ilerleyebilir. Ancak son söz her zaman Erdoğan’dadır ve bu son sözün ne olacağını tahmin etmek kolay değildir. Türk liderin karşılığında eşdeğer tavizler almadan kolay tavizler vermesi pek olası değildir.

AB konseyi bildirisinin Türkiye faslındaki en uzun paragrafı, Türkiye’nin demokrasi, temel haklar, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı eksikliği alanlarında gerilediğine ilişkindir. Bu bağlamda, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararını uygulamamasına da atıfta bulunuyor. Mahkeme bir AB kurumu olmamasına rağmen, kararın uygulanmaması hukukun üstünlüğüne aykırı olarak görülüyor.

Türkiye faslı, “Ankara ile katılım müzakerelerinin fiilen sona erdiğini ve başka fasılların açılması veya kapatılması düşünülemeyeceğini” ifade eden acı bir notla sona eriyor. Bu bir anlamda Türkiye’nin AB umutlarının sonu gibi görünüyor. Erdoğan dönemi sona erdiğinde müzakereler yeniden canlanabilir, ancak her şeyi sıfırdan yeniden başlatmak zaman alacak.

Bu önemli haber Türk medyasında neredeyse gözden kaçmıştır. Türkiye’nin iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tepesinde, böyle bir açıklama genellikle bir yorum ve tartışma fırtınasına neden olur. Bu sefer sadece olayları profesyonelce takip edenler fark etti ve onlar bile yorum yapmaya tenezzül etmediler.

Kaynak link

FİKRİKADİM

The ancient idea tries to provide the most accurate information to its readers in all the content it publishes.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.