Eski Denizcilik ve Kabotaj Bayramları

Naim Güney
Naim Güney

1919/ 20’li Milli Mücadele yıllarında Karadeniz’de düşman işgali vardı. Ordu açıklarında kendi karasularımızda yüzen bizim reislere ait kayıklara ateş açarak tacizde bulunup, durdurup soyan, batıran İngiliz ve Yunan muhriplerini artık unuttuk. Ordu’dan yolcu ve yük taşıyan vapurlara ait tüm deniz acenteleri yabancıların tekelindeydi. Kurtuluş savaşı sonunda sömürgeci ecnebi tekelinden kurtardığımız denizlerimizin milli kurtuluş ve sevinç gününü olan Kabotaj ve Denizcilik Bayramının mana ve önemini unutmamak yeni nesile de öğretmek en asli görevimiz olmalıdır.
İlk kez 1926 yılında kutlanmaya başlanan Denizcilik ve Kabotaj Bayramı, eskiden çok katılımlı ve neşeli geçerdi… Peki geçmiş yıllarda Ordu’da Denizcilik Bayramı nasıl kutlanıyordu? Bu soruya cevap verebilmek için 1945 yılında kutlanan Denizcilik Bayramı kutlaması ile ilgili Güzelordu Gazetesinde yayınlanan bir hatıraya sizleri götürmek istiyorum…

“…O yıllarda Denizcilik Bayramı saat 15’ de Düz mahalledeki Belediye parkının önünde başlardı… Vali Bey ve eşi olduğu halde büyük bir halk kalabalığının katılması ile Denizcilik Bayramı kutlanırdı. Ordu’nun sporcu gençlerinin yoğun bir katılımıyla deniz sporları alanında iddialı yarışmalar düzenlenirdi…Yüzme, kürek, yağlı di­rek, bayrak ve kayık yarışları yapılırdı. Kazananlara Spor Bölgesince alınan türlü armağanlar Ordu Halkevi Başkanı Yekta Karamustafa tarafından verilirdi. Bayram çok neşeli geçerdi.

Halkevi tarafından Denizcilik Bayramı şerefine saat 21’de gece eğlencesi tertip edilirdi. İlk olarak Yekta Karamustafa Kabotaj ko­nulu bir konuşma yapardı. Ondan sonra Halkevi Temsil Şubesi Başkanı Namık Mayda Denize dair lirik şiirleri heyecanla okurdu. Mayda’dan sonra Halkevi Güzel Sanatlar Şubesinin alaturka ve milli sazlar kolu denizle ilgili en seçme parçaları tam bir ahenk içinde şevkle çalarlardı.. Milli saz­lar ve çalgılarla oyunlar oynanırdı. Halkevliler, hıncahınç dolu olan Belediye parkında geniş bir neşe havası yaratırlardı. Müzik ziyafeti halkın sürekli al­kışları ve takdirleri arasında geç vakte kadar sürer giderdi…”

Emekli Amiral Cem Gürdeniz “Bir devletin kendi limanları arasında yük ve yolcu taşıyan tüm gemilerin kendi bayrağını taşıyan ve kendi vatandaşları ile donatılan gemiler olmasına ve yer hizmetleri ile limanlarda da tamamen kendi vatandaşlarının çalışabileceğine hükmedilmesi hakkı, yani kabotaj hakkı bir deniz ülkesi için bağımsızlık ve egemenliğin ta kendisidir!” diyor.

Birazcık da Denizcilik ve Kabotaj Bayramının en heyecanlı ve eğlenceli diğer bir bölümü olan yağlı direk müsabakalarından bahsedelim. Kabotaj bayramı içerisinde düzenlenen çeşitli eğlencelerden birisi olan yağlı direk, yağlanmış bir direk teknenin ucuna belli bir açıyla bağlanır ve direğin ucuna bayrak takılırdı. Bu bayrağı almayı başaran oyunu kazanırdı. Bazen ani kaymalarda dengesini kaybeden yarışmacı direğe çarparsa feci sakatlanmalara yol açabilirdi. Bazı yarışmacılarda şortunun cebinde kum taşıyıp direğe serpmek suretiyle yağın etkisini azaltmak gibi hileleri başvurdukları görülmüştü..Yarışmacılar yağlı direkten bayrağı kapmak için uzun süre ter dökerlerdi. Özel bir yağla yağlanan odun direk ucunda asılı bayrağı almak için yarışmacılar türlü türlü esprili oyunlar da sergilerlerdi. Yarışmacıların bayrağı almak için verdiği mücadele izleyenlerin yüreklerini ağızlarına getirse de renkli görüntülere sahne olurdu.

direk yarışması (Foto: Gündoğdu Gürsoy arşividir)
90’lı yıllarda Ordu rıhtımında yağlı direk yarışması (Foto: Gündoğdu Gürsoy arşividir)

1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramımızın 94. Yılında Emekli Amiral Cem Gürdeniz “Bir devletin kendi limanları arasında yük ve yolcu taşıyan tüm gemilerin kendi bayrağını taşıyan ve kendi vatandaşları ile donatılan gemiler olmasına ve yer hizmetleri ile limanlarda da tamamen kendi vatandaşlarının çalışabileceğine hükmedilmesi hakkı, yani kabotaj hakkı bir deniz ülkesi için bağımsızlık ve egemenliğin ta kendisidir!” diyor. Emekli Amiral Cem Gürdeniz’in bu anlamlı sözlerini Denizcilik ve Kabotaj Bayramımızı artık hakkıyla kutlamayanlara ithaf ediyorum… Daha fazla lafa gerek yok…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: