Boztepe’de Kar Kuyular

Naim Güney
Naim Güney

Bugün olduğu gibi yazın sıcak günlerinde olmazsa olmazlar arasında “Dondurmalar” vazgeçilmez ürünlerdi. Dondurmalar her dönemde talep görüyordu. Çok eski yıllarda, Ordu merkezinde birçok noktada bu dondurmacılık işini yapan unutulmaz insanlar vardı. Yaptığımız araştırmalar sonunda şu kanaate vardık. Ordu’da, bu dondurmayı ilk yapanı kimdir, nasıl olmuştur, bunu tam ve kesin olarak bulmak ve bilmek mümkün değildir. Ama yaşı 85-90 civarında konuştuğumuz Ordulular, ağız birliği etmişçesine unutamadıkları dondurmacılardan bazı isimler olarak “Dursun Sağesen’i,Tahir Tören’i, Kumcu Ali’yi, Harun Ustayı, Acemoğlu Hacı Ustayı, Perşembe Efirli’den Mehmet Karadeniz ile Münir Yılmaz ve Şener Denizci kardeşleri” söylüyorlardı.

Boztepe de kar kuyuları ve dondurma dükkanları ile meşhur Dursun Sağesen usta...
Boztepe de kar kuyuları ve dondurma dükkanları ile meşhur Dursun Sağesen usta…

Ama bunlardan Dursun Sağesen’i dondurmacılık mesleğinin yanında farklı kılan önemli bir işi daha vardı. Dursun Sağesen ve ekibi 1950’li yıllara kadar Ordu’nun soğutucu buz ihtiyacını temin etmişlerdi. Çünkü o yıllarda evlerde elektrikle çalışan buzdolabı yoktu, şehirde buz üreten soğuk hava deposu türü bir tesis yoktu. Karadeniz insanlarının pratik zekâlarıyla sorunlarına karşı çözüm olarak ürettikleri onlarca fikirden birisi de işte tam bu kar kuyularıdır. Boztepe’nin 530 metre yüksekliğinden istifade ederek, kışın yağan karları açtıkları kuyularda stoklamak işi buz ihtiyacına karşı yapılmış güzel bir çözümdü. Boztepe’de ve Orhaniye’de yaşayan bazı müteşebbis insanlar kentin buz ihtiyacını karşılamak için kar kuyuları açmış, bu kuyuları kışın karla doldurmuşlar, yazın Ordu’lulara satmışlardı.

Ordu’da zamanında buz işini iki tane kar kuyusuyla başta Dursun Sağesen yapmıştı. Dursun Ustadan başka onun kadar meşhur olmasa da birkaç kişi daha kardan buz üretme işi yapardı. Bunlar arasında Boztepe ve Orhaniye civarında Kör Hoca, Kırbıyık Hüseyin ile Dolizade Yusuf’un ismine ulaşabildik. Boztepe’nin arka yüzünde Semeno kıranında iki tane, Kör Hoca, Kırbıyık Hüseyin,Dolizade Yusuf’un birer ve Dursun Sağesen’in iki tane olmak üzere toplam 6 tane kar kuyusu olduğu yaşlı kuşaklarca bizlere ifade edildi.

Dursun Sağesen’in meşhur kar kuyuları açtığı yerlerde bugün, torunları İlhan ve Orhan Sağesen’in turistik tesisleri bulunuyor. Rahmetli Dursun Sağesen’in elle kazma kürekle elle açtırdığı bu iki kuyunun çapları en az 10 metre, derinlikleri de en az 10-12 metreyi buluyordu. Ordu’nun zamanında yıllık buz ihtiyacına göre kuyular kazılmıştı. Çünkü Ordu’nun yaz mevsimi boyunca tüm buz ihtiyacını bu kuyulardan temin edilirdi. Dursun ustanın kar kuyuları için seçilen yerler özellikle eğimliydi. Eriyen kar sularını tahliye etmek için kuyunun dibine bir tahliye borusu dahi konmuştu.

Ordu Ünye civarındaki geçmiş yıllarda kar kuyularına kar dolduran işçiler (foto: M Ufuk Mistepe arşivi)
Ordu Ünye civarındaki geçmiş yıllarda kar kuyularına kar dolduran işçiler (foto: M Ufuk Mistepe arşivi)

Boztepe’de kışın kar yağdığında ve kar kalınlığı bir karışı geçince hemen kuyulara kar doldurma işlemi başlardı. Dursun Çavuşun adamları, Boztepe’nin meyilli arazilerinden yuvarlayarak büyüttükleri kartoplarını kuyulara kadar taşınırdı. Kuyuların çevresinde biriken kar top top kuyuya atılırdı. Kuyuya atılan karların üzerinde gezilip, sıkışmasını sağlarlardı.

Kuyuda ezilip sıkıştırılan kar belli bir kalınlık oluşturunca, yazın, çevreden biçilip kurutularak kuyunun yanında yığın halinde bekletilen kızılot, ( eğrelti otu ) demet demet karın üzerine serilir, izolasyon sağlanırdı. Boztepe’de ki kar kuyuları böylece ağzına kadar doldurulurdu. Yaz gelip buz ihtiyacı başlayınca buzlar tuğla parçası gibi kesilip çuvallara doldurularak, at ve katırlarla şehre satışa yollanırdı.

Dursun Sağesen’in en küçük oğlu Ordu Milletvekili Hüseyin Avni Sağesen de çocuk yaşta atlarıyla Ordu’ya Boztepe’den çok buz taşıdığını ifade edip, o eski günleri şöyle ifade ediyor. “…1940’lı yıllarda daha çocuk idik. Kuyulardan buzları keserek paket halinde çıkartırlardı. Bende babamın kar kuyularından Keçiköy’deki Ordu Memleket Hastanesine ve şehre atlarla çok buz taşıdım. Bir at yükü buz yaklaşık 100 kilo olurdu. Babam, hastaneye, dondurmacılara, şıracılara ve lokantalara buzu kilo ile satardı. Buzun kilosu hatırlayabildiğim kadarıyla 6 kuruştu. Bir at yükü buz 6 liraydı. Buz hastanede ameliyathanelerde çok kullanılırdı. Hastanede buz önce tartılır, deftere yazılır, teslim alınırdı. Babam sonra buz alacağını gidip hastaneden tahsil ederdi…”

Yaz geldiğinde lokantacılar ve pastaneler kar kuyularından çıkartılan buzlardan satın alıp, özel aromalı dondurmalar, soğuk limonatalar, şıralar,ayranlar yaparlardı…Eski dondurma ustalarının hakiki köy sütünden yaptıkları dondurmaların lezzeti halen anlatılırdı. El emeği bu özel ve doğal kaymaklı dondurmalar, içi pırıl pırıl kalaylı bakır kaplarda yapılırdı.

Bir zamanlar seyyar dondurmacılar...
Bir zamanlar seyyar dondurmacılar…

Nefis kaymaklı dondurmalar şimdiki gibi gofrette veya plastik kaplarda değil, kalaylı küçük taslarda satılırdı. Ordu’daki eski dondurmacıların kar kuyularından getirerek özenle yaptıkları kaymaklı dondurmalar nerelerde kaldı şimdi? Orduluların ağzında hoş tatlar ve unutulmaz lezzetler bırakan bütün eski dondurmacı ustalarımızı hayırla yad ediyor, onları rahmet ve minnetle anıyoruz. Mekânları daima cennet olsun.

FİKRİKADİM / NAİM GÜNEY YAZILARI

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: