Nedim Şener: e-muhtıra’dan E-muhtıra’ya…

8 mins read
Nedim Şener: e-muhtıra’dan E-muhtıra’ya...

Emekli amiraller ve gece vakti onlar tarafından yayınlanan metnin “bildiri mi, muhtıramı, darbe teşebbüsü mü arkasında kimler var?”, tartışmaları devam ediyor. Savcılık konu ile ilgili soruşturmayı devam ettiriyor. Zaman her şeyi ortaya çıkaracaktır. Nedim Şener, bugün köşesinden yayınlanan metnin ne olduğu konusunu ele alıyor. Yazının başlığı “e-muhtıra’dan E-muhtıra’ya…” olarat atılmış….

e-muhtıra’dan E-muhtıra’ya…

Nedim Şener
Nedim Şener

27 Nisan 2007 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinden yayınlanan bir “Basın Açıklaması”, siyasi tarihimize “elektronik muhtıra” kelimesinin kısaltılması olan “e-muhtıra” olarak geçti. “e-muhtıra” ifadesi, “e-posta”dan sonra, “e-devlet”ten önce hayatımıza girdi.

Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine yönelik e-muhtıra bizzat dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından kaleme alınmıştı (iki yıl sonra kendisinin yazdığını söyledi).

‘EMEKLİ’NİN ‘E’Sİ

4 Nisan gecesinden beri de bir “E-muhtıra” ile karşı karşıyayız. Fark ettiniz sanırım bu kez “e” harfi büyük! Ama bu “Elektronik” değil “Emekli” kelimesinin “E”si…

Evet bu da internet sitesinden yayınlandı ama onun için değil, emekli amiraller tarafından yazıldığı ve imzalandığı için buna ben “Emekli-muhtırası” adını veriyorum, kısaltmasını da E-muhtıra olarak yapıyorum. Çünkü karşımızda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli olmuş, eski rütbesinin ve isminin önünde “E” harfi koyan kimi 104 amiralin 4 Nisan gece yarısı yayınladıkları bir “Bildiri” var.

Read:  İstanbul'da Mevlana'ya Armağan: "Mevlana'nın İzinde" Sergisi Açıldı

SAVCILIĞIN DERİN SORUŞTURMASI

Bildiriyi yazanların, imzalayanların ve gece yarısı internetten yayınlayanların amaçlarının ne olduğu kısa süre sonra anlaşılacaktır ancak 5 Nisan sabah güneş doğmadan nasıl bir hata yaptıklarını anladıklarını düşünüyorum. Belki de yanılıyorumdur!

Nitekim, ertesi güne Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın şu basın açıklamasıyla uyanmak, konunun ciddiyetinin anlaşılması bakımından önemliydi: “04/04/2021 tarihinde bazı internet sitelerinde ve sosyal medya mecralarında paylaşılan ‘103 amiralden Montrö bildirisi’ başlığı altında yayımlandığı belirtilen bildiri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 316/1 maddesinde yazılı ‘Devletin Güvenliğine ve Anayasal Düzene Karşı Suç İşlemek için Anlaşma’ suçundan re’sen soruşturma başlatılmıştır.”

Soruşturma sonunda suç olup olmayacağı ortaya çıkacaktır. Çünkü, bildiriyi hazırlayanların Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki diğer kuvvetlerde görev yapan personeliyle ilişkileri olup olmadığı, yurtdışı bağlantılarının bulunup bulunmadığı devletin tüm imkânlarıyla araştırılıyor.

‘BASIN DUYURUSU’, ‘BİLDİRİ’, ‘MUHTIRA’

Peki buna “muhtıra” denilir mi?

Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Muhtıra”“Bir şeyi hatırlatma veya uyarma amacıyla yazılan yazı” şeklinde ifade ediliyor.

27 Nisan 2007 “e-muhtırası” “Basın Açıklaması” başlığını taşıyordu. Dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Nisan için, “Onu bir muhtıra olarak kabul etmiyorum. Bunu o zamanki Genelkurmay’ın bir yaklaşımı olarak değerlendiriyorum.” dese de siyasi tarihteki adı hiç değişmedi. Bugün de “muhtıra” olarak anılıyor.

Read:  Kolombiya Efsanevi Kalyonu Keşfedecek: 20 Milyar Dolarlık Hazine Peşinde!

4 Nisan’daki metin ise “Bildiri” olarak geçiyor. Aynı sözlüğe göre de “Bildiri”, “Resmi bir makam, kurum veya resmi olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto” olarak tanımlanıyor.

Adı ne olursa olsun her iki metin de hükümete yönelik bir uyarı, bir deklarasyondur. 4 Nisan bildirisine de gerek siyasiler gerek savcılık, “Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşma” suçlamasıyla soruşturma açarak “muhtıra” muamelesi yaptı. Hatta konu “darbe bildirisi” şeklinde bile tartışıldı.

PEKİ ‘İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE’ GİRER Mİ?

Bunun için de bildirinin şekline ve esasına bakmak gerekiyor. Sadece emekli amiraller tarafından imzalanan, gece yarısı “Yüce Türk Milletine” başlığı ile yayınlanan bildiri, metni ifade özgürlüğünden çıkartıp, hükümete karşı bir “uyarıya” dönüştürüyor.

İfade özgürlüğü olarak değerlendirilecekse, amiraller dışında başka rütbeden hatta başka mesleklerden başka kişiler listede neden yok?

Yazının devamı için tıkla

FİKRİKADİM

The ancient idea tries to provide the most accurate information to its readers in all the content it publishes.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.