Döşeğimiz, yorganlarımız, yastıklarımız, hep yündendi

6 mins read
Döşeğimiz, yorganlarımız, yastıklarımız, hep yündendi
Naim Güney
Naim Güney

Yaylalarda koyunların kırkılmaya başladığını okudum bugün gazetelerde… Bir zamanlar yün insan hayatının vazgeçilmez eşyalarındandı. Herkes gibi eski yıllarda, Ordu’luların da evlerindeki döşekler, yataklar, yorganlar ve yastıklar hep yünden idi. Yaz aylarında bunlar sökülür, yapışıp, kirlenen yünler, evlerin sille taşı döşeli avlularında havalandırılıp yıkanır, kurutulurdu. Mahalle aralarında ellerinde yayları “Hallaç, Hallaç geldi” diye seslenerek Hallaçlar, dolaşırlardı.. Hallaçlarda evlerde erkek olmamasına rağmen onlara güvenilir, hanenin avlusuna kabul edilirlerdi. Hallaçlara bahçe avlusundaki yıkanmış yünler kabarttırılırdı. Hanımlar, onları hoş tutar, ücretlerini ve yiyeceklerini fazlaca verirler, soğukluk ikram ederlerdi.

Yatak, döşek, yastık yapmak veya düğün öncesi herkesin yolu, Ordu’nun bir zamanlar unutulmaz sokağı olan Yüncüler sokağından geçerdi. Çok eskilere dayanan Yüncüler Sokağı’nda birkaç yüncüden başka kimse kalmadı. Eski yıllarında o sokakta 25’ten fazla yün satan esnaf vardı. Bugünlerde ise kalan birkaç esnaflarda iş yapamadığı için, yünün yanı sıra sandık, elyaf, orlon gibi ürünleri de satmaya başladılar. Yeni nesil tarafından zorluğu nedeni ile artık yün tercih edilmiyor. Diğer yün çeşitleri zahmetsiz olduğu için evlenen çiftlerin ilk tercihi oluyor.
Döşeğimiz, yorganlarımız, yastıklarımız, hep yündendi
Eski yıllarda Yüncülerin dükkânları yan yana, dizilmiş loş dükkânlardı. Hâsılı, bu sokak, Yüncüler sokağı idi. Ve daima yün kokardı. Dükkânların önünde ve içinde, bir ucu duvara sabitlenmiş, sırıklara asılı sıra sıra sade renkte ya da desenli, keçe ve kepenekler ile koca çuvallardan taşan yünler görülürdü.Takıl pazarına bağlanan dar Yüncüler Sokağı boyunca, elde yapma kolanlar, kendir ve yün ipler, kalın halatlar,at, katırlar için her türlü koşu ve semer malzemeleri, bulunan esnaflar vardı. Bu rengârenk ürünler, gün boyu dükkânlarının önünde asılı olur ve sokağı süslerdi.
Döşeğimiz, yorganlarımız, yastıklarımız, hep yündendi
Ordu’nun köylerinde yün kırkma zamanı bahar sonunda gelirdi. Köylüler, kırktıkları yünleri çuvallarla Takıl pazarına taşırlardı. Esnaflar,t akıl pazarındaki bu yünleri inceler, yünün uzun, kısalığından, renginden, nereden geldiğini, koyunun cinsini, hangi yaylada beslendiğini, yüne bakınca anlarlardı. Yünün yağından, hayvanın ne ile beslendiğini buna göre yünün zayıf ya da sağlamlığını, yünün kırık ve kopuğundan, hayvanların dikenli ya da taşlı arazilerde yayıldıklarına kadar ince detayları çözebilirlerdi. Kısaca yünü okurlardı. Onlar, yün adamıydı.
Bütün bu yünlerden, yatak yorgan döşek olacak vasıflardaki iyi yünler alınır, derelere çeşmelere yıkanmaya gönderilir, yün yağından, kirinden, çakıldağından (yüne yapışıp sertleşen koyun dışkısı) temizlenir, kokusu giderilirdi.
Ama bugün sürekli gelişen teknoloji ile birçok meslek tarihin karanlık sayfalarına gömülüyor. Kullanımının kolay olması, görüntü ve koku olarak eli yüzü daha düzgün olan suni pamuk çeşitlerinin vatandaşlar tarafından çok yoğun bir şekilde tercih edilmesi, doğal yün satışlarının dibe vurmasına neden oldu.
Yüncülük mesleği de teknolojiyle birlikte sahneden hızlı adımlarla uzaklaşan mesleklerden biri olarak tarihteki yerini aldı. Artık, “Yüncüler sokağı” ile birlikte yünden yapma yataklar, yorganlar, yastıklar öylece nostaljik birer hatıra olarak mazide kalakaldı.

Naim Güney

Ordu yerel tarih araştırmacısı. Gazeteci, yazar.

"Tarih" geçmişle gelecek arasında köprü kurmaya imkan tanır ve dün ne olduğumuz, gelecekte ne olabileceğimize dair bize fikirler verir"

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.