İslamın Sonu Gordon Ramsay’de yemek mi yesek

Az kalsın sana Gordon Ramsay’de gerçekleştirdiğimiz toplantının sonuçlarını, notlandırdığım kağıdı vermeyi unutuyordum. Sen de hiç hatırlatmıyorsun nasıl geçti toplantı diye.
-Yemek nasıldı?
-Her zamanki gibi karides salatası aldım ama yemekler harika görünüyordu. Londra’da yemek yiyemiyorum. Havasından olmalı. Ne zaman gitsem aç kalıyorum.
Kafasında kurguladığı romanın gerçekçi olması için saatlerce Gordon Ramsay’in menülerini, bulunduğu yeri, Londra sokaklarını, insanların oraya nasıl ve nereden ulaştıklarını, hangi sınıftan insanların geldiğini öğrenmek için internetten, googleden araştırmalar yapıp durmuştu. Yazamadığı romanın, bitmeyen satırların, yetersiz bilginin, kişisel görgüsüzlüğünün, aşamadığı kompleksinin acısını çıkarırcasına mutfaktan aldığı fileyle kendisini attı pazara…
Zenginler aşağılık süneppe ibneler!
 
Pazarın dağınık gürültülü ortamı, akşama doğru tezgahların yavaş yavaş toplandığı, satıştan artan ürünlerin ucuzladığı bu saatleri hep seviyordu. Yaşamıyla arası hiç bir zaman barışık olmasa da akşamın azalan pazar kalabalığında kaybolmayı seviyordu.
 
Oysa ben pazarları sevmem. Ve bu öykünün konusu ben değilim. Ayrıca bu salağı neden öykünün burasında pazara getirdim anlamadım.
 
Uzun sürmeyen pazar alışverişinin ardından eve döndü. Daha yemek hazırlayacaktı.
 
-Aloo! Akşam sana gönderdiğim “İslamın Sonu” çalışması hakkında ne düşünüyorsun? Telefonda yayınevinin daimi editörü Keriman Hanım vardı.
-Daha okumadım. Hemen ne noldu ne acele ediyorsun! Daha dün gönderdin onu. Benim yazacak onca yazım varken senin gönderdiğin kitapla mı uğraşacağım. Hem ne vereceksiniz kitabı okursam. 4-5 günümü alır. Kendi işlerim yarım kaılır.
-Ya sen oku. Veririz birşeyler
-Neler vereceksiniz abla
-Ne istersin?
-İki bekar kız
-Siktir be! adam gibi konuş olum.
-Tamam tamam… 3 bin alırım
-Oha!
-Ne ohası abla; öküz
-Çüş! 2 bin gönderirim. Yanında dosya değerledirmeyi de gönder.
-Kargo senden
-Tamam lan manyak! Herhalde yani
-Akşam yemeğinden sonra başlarım…
 
-Alooo Kemal! Sana bir kitap göndereyim de 3 günde okuman lazım. Üzerine bir şeyler de karala bana gönder. 500 lira göndereyim. Bari para kazan…
-Yok abi o paraya onunla uğraşmam.
-Neden lan! Okula aç aç gidiyorsun oğlum… Hem kitap veriyoruz okuyup gelişiyorsun. Üzerine bir de para veriyoruz lan.
-750’ye olur abi.
-Tamam lan çakal dediğin olsun. Gel iki saate al. Hem yemek yersin. Sebzeli var bugün.
90’lı yıllarda marksizmin çöküşü yayınlanırdı demek artık İslamın çöküşü yayınlanır oldu. Hey gidi zaman… Nasıl da her şeyi tüketiyorsun.
Oysa şimdi moda zenginlerin fakirleri nasıl naniklediğini yazmak.  Herkes fakirleri tutuyor…
Devamı gelecek…
Hayati Esen

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: