Tahsin Varol’dan “Kuran’ı Kerim’in Şiirsel Çevirisi”

Tahsin Varol abiye yayınlamış “Nazm-ı Celîl’in Manzum Meâli” yeni  Türkçe ile “Kuran’ı Kerim’in Şiirsel Çevirisi” Kur’an meali çalışmasıyla ilgili olarak bir kaç soru yönelttim. Sorularımdan bir kaçı; Türkiye tam bir meal cenneti. Ne esiklik gördünüz bu meali hazırladınız? Vezinle oluşturduğunuz bu mealin Türkiye’de yayınlanan diğer meallerden sadece “şiir/vezin”  olması mı ayırıyor? Kur’anın anlamının Türkçeleştirme çabalarına bir katkısı var mı yoksa alışa gelmiş muhafazakar bir tavırla hazırlanan ama özelliği şiirsel olması mı?  Kendisi de sorularıma toplu bir cevap olarak hazırladığı yazıyı gönderdi. Buyrun…

Tahsin Varol

Rahmetiyle Donatan, Merhametiyle Kuşatan Allah’ın Adıyla, Allah’ın Adına.

Haklısınız, Türkiye bir meal cenneti. Osmanlı döneminde neredeyse hiç olan Kur’an’ı Kerim mealleri, Cumhuriyet döneminde, özellikle de 1960’larda başlayıp, sonraki on yıllarda hızla artan bir ivmeyle 2000’li yıllarda, hafızam beni yanıltmıyorsa 300 civarında bir mealle gerçekten bir “meal cenneti” olmuştur. Bizce bu iyi bir şey. Çünkü, her bir yazarın, çevirmenin, müellifin çevresi Allah’ın Kitabı’ndan o zat vesilesiyle haberdar olmuş, anlamını okumuş öğrenmiştir. Kanaatimizce, meallerin çokluğu ülke insanımıza yararlı olmuştur, olmaktadır.

Bizim de hayatımızın büyük bölümü Allah’ın Kitabı’yla hemhal olarak geçti. Bu süreçte dağarcığımızda oluşan bilgileri başta yakın çevremize, arkadaşlarımıza, eşimize, dostumuza aktarmamız (ilmin zekatını vermemiz) gerekiyordu. Lisanen bunu yapabilecek durumumuz olmadı. Ömrümüzün yarısı kadarlık bir dönemi düşüncemizi pratiğe dökmeye imkân aramakla geçti. Cenabı Hak bu imkânı bundan 4 yıl önce dualarımıza icabeten bahşetti (Hamdolsun Allah’a) ve biz çalışmaya başladık. Bu çalışma yaklaşık 6 ay önce %99 tamamlandı ve biz eşe, dosta, arkadaşlara verecek kadar bir miktar matbu kitabı, maliyetine bizzat katlanarak bastırdık ve dağıttık. Basan firma internet satış sözleşmesi de yaptı. Eserimiz şu an internet ortamında aşağıdaki adreste bulunabilir ya da arama motoruna önce ismimizi yazarak “tahsin varol manzum meal” şeklinde aratılırsa çıkmaktadır. (Meal için link TIKLAYINIZ)

İnternetteki bu adreste yaklaşık 7,5 TL gibi bir fiyata e-kitap olarak satıştadır. Ancak, bizi tanıyanlara biz zaten matbusunu ve isteyenlere de pdf dosyasını bila ücret gönderiyoruz. E-kitap veya matbu satışından daha elimize geçmiş tek kuruş yoktur. Zaten bu çalışmayı yaparkenki amacımız maddi bir kazanç elde etmek değildir. Ücretini Allah’tan bekliyoruz. O nasıl lütfederse ona razıyız.

Kitabımızın orijinal adı “Nazm-ı Celîl’in Manzum Meâli”dir. Ancak, günümüz insanı bu Osmanlıca ibareyi anlayamaz uyarılarını dikkate alarak “Kuran’ı Kerim’in Şiirsel Çevirisi” yerleştirmesini de yaptık. İç kapaklarda her iki isime de vurgu yapılmıştır. Zaten yapılan şiirsel çevirinin dili de günümüz Türkçesine uygunluğun göstergesidir.

NAZM; kafiyeli (uyaklı) söz dizisi, şiir, koşuk, manzume, lirik demektir. CELİL ise Allah’ın sıfatlarından biri olup Ulu, Büyük, Azametli, Haşmetli ve Sağlam Muhakemeli anlamlarına gelmektedir.

Birleşik olarak NAZM-I CELİL: Celil Olan Allah’ın Manzumesi, yani YÜCE ALLAH’IN ŞİİRİ anlamına gelmektedir.

Bu ifade Kitabullah, Kelamullah, Kelamı Kadim gibi geleneksel olarak Kuran’ı Kerim’e atfedilen sıfatlardan biridir. Nitekim Mehmet Akif Ersoy merhum bu deyimi şöyle kullanmıştır:

“Ya açar NAZMI CELİLİN bakarız yaprağına

Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına

İnmemiştir hele Kuran şunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için.”

Düz form yani nesir biçimindeki ifade tarzlarına oranla “duygu ve düşüncelerin coşkunca ifadesi” demek olan lirik form ya da şiir formu ifadenin etkinliği ve hafızada kalması açısından etkili bir yoldur.

Sürekli ezberlenen ve okunan bir kitap olarak Kuran’ı Kerim’in söz dizimi NAZM yani ŞİİR formundadır. Bu durum ezberlemeyi ve okumayı çok kolaylaştırmaktadır. Nitekim Allah’ü Zülcelâl Hazretleri Kuran’ı Kerim’in muhtelif ayetlerinde “Kolaylaştırdık bu Kuran’ı/İbret alınsın diye/Var mıdır ibret alan” şeklinde defalarca vurgulamaktadır.

Bu form ortak koşanların ve inkârcıların Peygamber Efendimize “şair” demelerine yol açmıştır. Onların bu savlarına ise Cenabı Hak, Peygamberimizin Kuran’ı Kerim’in gelmesinden önceki hayatını örnek göstererek Onda bir şairlik geçmişinin olmadığını, üstelik okuma yazması olmayan bir “ümmi” olduğunu, “Biz ona şiir öğretmedik, şiir söylemek ona yakışmaz da” diyerek o iddiaları çürütmektedir.

Şu hususu açık ve net olarak belirtmemiz gerekir ki, Kuran’ı Kerim şiir formundadır ama şiir değildir. Çünkü şiir İNSAN duygu ve düşüncelerinin ANLIK POZİSYONDA lirik (manzum) ifadesidir. Aynı kişinin farklı zamanlardaki ifadeleri çelişkiler arz eder. Oysa Allah Kelamı olan Kuran’ı Kerim, yirmi üç yıl boyunca peyderpey inen ayetlerden oluşmaktadır ki, eğer bu ifadeler bir insana ait olmuş olsaydı bu kadar zaman zarfında birbiriyle çelişen bir sürü ifadenin olması gerekirdi ama yoktur.

Bir takım İslam ve Kur’an düşmanlarının çelişkiymiş gibi göstermeye çalıştıkları ifadeler, Allah Azze ve Celle’nin de Buyurduğu gibi: “Onların henüz Kuran’ı Kerim’in bilgisini kavrayamamalarından” ileri gelmektedir.

Kuran’ı Kerim ve Şairler”

Kuran’ı Kerim’de başlı başına “şairler” olarak bilinen “şuara” suresi (26. Sure) vardır. Bu suredeki 224. Ayette şairler olumsuzlanmaktadır. Ancak bu ayeti doğru anlayabilmek için “mâqabline” yani birkaç ayet öncesine bakmamız ve muhatabının kim olduğunu iyi tespit etmemiz gerekmektedir.

Ortak koşanların ve inkârcıların Kuran’ı Kerim’i şeytanların ilham ettiği iddiaları vardır. Bu suretle güya kendilerince Kuran’ı Kerim’i değersizleştirmek ve Onu İndiren Allah Azze ve Celleyi devreden çıkarmak ve Onu getiren Peygamberimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselam’ı da sıradanlaştırmak istemektedirler. Bu durum şöyle reddedilmektedir:

“İndirmemiştir Bunu şeytanlar

Yaraşmaz bu onlara

Zaten güçleri de yetmez buna

Çünkü onlar gerçekten

Uzaklaştırılmışlardır işitmekten”

Ardından şeytanların kimlere ilhamlarda bulunduğu açıklanmaktadır:

“Haber vereyim mi size

Şeytanların indiğini kime?

İnerler onlar daima

Her yalancı günahkâra

Kulak verirler bunlar da

O şeytanlara

Çünkü onların çoğu da

Zaten yalancıdırlar

(İnkârcı) Şairlere gelince

Uyarlar onlara da

Azgın olanlar

Görmez misin onları

Dolaşırlar her vadide

Şaşkın bir halde

Söylerler kendileri

Yapmadıkları şeyleri”

Dikkat edilirse burada doğrudan şairlere (ozanlara) bir yerme yoktur. Sadece yapmadıkları şeyleri söyleyen yalancı, inançsız, inkârcı şairlere bir yerme vardır. Zaten hemen takip eden ayette içinde inançlı ozanların (şairlerin) de bulunduğu tüm inançlı insanlar o nitelemelerden müstesna tutulmaktadır:

“Ancak inanıp da

Yararlı işler yapanlar

Ve Allah’ı çokça ananlar

Ve haksızlığa uğratıldıktan sonra

Birbiriyle yardımlaşanlar

Müstesnadırlar bunlar”

Kuran’ı Kerim’in kafiyeli çevirisi için geçmişte de girişimler olmuştur. Mesela Elmalılı Hamdi Yazır Merhumun mealinde zaman zaman bu örnekler görülür. Ancak Merhumun kullandığı dil hem günümüz Türkçesine göre oldukça eski kalmıştır hem de Kuran’ı Kerim’in tamamını kapsamamaktadır. Aynı şekilde Merhum Mehmet Akif Ersoy’un da son yıllarda ortaya çıkan ilk 200 sayfalık kısmi Kuran’ı Kerim mealinde şiire yakın meallendirmeler vardır. Fakat bu çalışmada da hem dil eskimiştir hem de çeşitli sebeplerle o da tamam değildir.

Aslında başta Elmalı’lı Merhum ve Mehmet Akif Merhum olmak üzere Cumhuriyet döneminin ilk âlimleri Kuran’ı Kerim’in Türkçe mealini yazmak konusunda yavaş davranmışlar ve hele hele manzum çeviriyi mümkün olduğunca geciktirmeye çalışmışlardır. Çünkü Cumhuriyetin ilk döneminin yöneticileri, ezanı Türkçeleştirmek yetmezmiş gibi bir de yapılacak çevirilerle ibadet dilini dahi Türkçeleştirmek istemişlerdir. Bu niyetten haberdar olan mezkûr âlimlerimiz çeviri işlerini mümkün mertebe ağırdan almışlardır.

Diğer yandan döneminin önemli simalarından Behçet Kemal Çağlar’ın da 50’li, 60’lı yıllarda gazetede yazdığı bazı kısa surelerin şiirsel mealleri, daha sonra “Kuran’ı Kerim’den İlhamlar” adıyla Kültür Bakanlığı tarafından bir araya getirilmiştir. Bu çalışmasında şair, okuduğu Kur’an Mealinin zihninde toparladığı anlamını hece vezinli beyitler şeklinde ifade etmektedir. Şiiriyet olarak mükemmel örneklerdir; ancak bu girişim de hem tüm Kuran’ı Kerim’i kapsamamaktadır hem de orijinal metne bağlılık kaygısı yoktur.

Son yıllarda manzum meal çalışmalarına iki örnek daha ilave olmuştur. Bunlardan birincisi “Kur’an-ı Kerim (Manzum Meal)” adlı Bedri Noyan Dedebaba’nın Ocak-2007 yılında ilk baskısı yapılan çalışmasıdır. Bu çalışma esas itibariyle 703 sayfada 24.707 adet hece vezinli (Mesnevi tarzı) beyitten oluşmaktadır.

İkinci çalışma da Vaktidolu Adil Ali Atalay’ın Şubat-2007 yılında ilk baskısı yapılan “Kuran’ı Kerim Manzum Meali ve Tefsir Özeti” adlı 864 sayfalık 14’er hecelik ikişerli beyitler halinde kaleme aldığı çalışmadır.

Her iki çalışma da Alevi kökenli hocalarımızın kendi çaplarında çok değerli eserleridir. Ancak belirtmem gerekir ki, her iki çalışmada da “metne bağlılık” esas olmayıp, şiiriyet ön plandadır

Allah’ın Yardımı ve İnayetiyle bizim ortaya koyduğumuz bu çalışmada birinci öncelik metne (asıl manaya) bağlılıktır. Metnin izin verdiği ölçüde manzum ifadeye (satırların ahengine) başvurulmuş, izin vermiyorsa orijinal metne bağlı kalınmıştır. Ayrıca hece veya aruz vezinli bir ifade tarzı yerine Kuranı Kerim’in orijinaline daha uygun olan SERBEST BİÇEMLİ ŞİİRSEL YÖNTEM tercih edilmiştir.

Serbest Biçemli Şiirsel Yöntemimiz ilk başlarda devrik cümleli biçim olarak görülecektir; ancak bu, tevafuklu bir şekilde Kuran’ı Kerim’in Arapçayı kullanış tarzıyla uyumludur. Çünkü Kuran’ı Kerim’in manzum ifade tarzı, nesir (düz yazı) halindeki bir Arapça değildir. Nesir tarzı Arapçada yüklem-özne-tümleç düzeni geçerliyken Kuran’ı Kerim bu tarza bağlı kalmaz. Duruma göre özneyi veya tümleci başa veya ortaya, yüklemi de sona alan (konuşma tarzlı) bir yapısı vardır. Kuran’ı Kerim’in bu tarzına uygun bir meallendirme yapınca doğal olarak manzum bir meal ortaya çıkmaktadır. Biz buna genellikle bağlı kaldık ama bu tür meallendirmenin anlamı bozması gibi bir durum ortaya çıktığında ise anlamı koruyan takdim ve/veya tehirler (öncelemeler/sonralamalar) yaptık.

Özetle ifade etmemiz gerekirse: Kolay okunurluğu, akılda kalırlığı ve orijinal ifadeye daha yakın olduğu için şiirsel çeviriyi özellikle tercih ettik. Çok çalıştık, Allah da yardım etti, “Şiirsel Çeviri Tekniği”ni kavradık ve kullandık. Adımızın şaire çıkacağı kadar çok şiirimiz olmadı. Tamam, 1990’lı yılların başlarında yayınlanan Varide adlı aylık kültür, sanat, edebiyat dergisinin birkaç sayısında şiirimiz yayınlandı. Yayınlanmayan birkaç aşk şiirimiz de sandıkta duruyor olsa gerek. Bunlara bakarak “şairiz” dersek komik kaçar. Ama iyi bir şiir okuyucusuyuz. Başta, Allah selamet versin, az önce bahsettiğimiz Varide dergisinin sahibi Murat Kapkıner ağabeyimizin şiirleri olmak üzere bizim cenahtaki M.Akif Ersoy, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Erdem Beyazıt, İsmet Özel gibi, isimlerini buraya yazarsam uzun bir liste çıkarabileceğim şairlerin hatta karşı cenahtaki birkaç eskimez şairlerin şiirlerini ezbere okuduğumuz zamanlarımız vardır. Genlerimize işlemiş bu şiir sevgisi, Allah’ın izni ve lütfu keremiyle kalıcı bir çabaya dönüşüp “Din Günü”nde terazimizi ağır bastıracağına inandığımız bir eser zuhura getirmiştir.

Bu eserimizin “Kur’an’ı Kerîm’i Türkçeleştirme çabalarına katkı sunmak” gibi bir amacının olduğu kesindir. Zaten 300 küsur meal yazılarak, Kur’an’ı Kerim haddinden fazla Türkçeleştirilmiştir. Ancak, bu cümleyle eğer ifade edilmek istenen “Namazlarda Türkçe okunacak bir Kur’an” ise, bu ancak Allah’ın bilebileceği bir şeydir. Çünkü geleceği Allah’tan başka kimse bilemez. Günümüz ortamında namazını, duasını Türkçe yapanlar veya yapmak isteyenler varsa onlara yardımcı olmak da varsa din otoritesine (veya otoritelerine) düşer. Dualarda, namazlarda Kur’an’ı Kerim Türkçe okunabilirse illa şiirsel olması da şart değildir.

Asıl amacımız, hep nesir (düz yazı) formunda meal okumaktan sıkılmış insanlar varsa onlara bir alternatif sunmaktır. Bu eserimiz, şiir konusunda bizden daha ehil insanlara örnek teşkil ederek bir teşvik unsuru olursa bundan da kendimizi bahtiyar addederiz. Şiirsel bir çevirinin nasıl okunacağı konusunda da çalışmalarımız sürmektedir. Şu anda YouTube ortamında kanalımız mevcuttur. YouTube arama ortamında soyadı ve adımızla birlikte arama yapıldığında kanalımıza erişilebilinir.

Bu meali hazırlarken yararlandığımız kaynaklar dijital kaynaklardır. En başta “Hasenat 5.0 Kuran’ı Kerim Araştırma Android Uygulaması”dır. Bu uygulama orijinal Kur’an metnini, ondan fazla meal, tefsir, okuma ve Arapça sözlüğü ihtiva ediyor. Meallerinden istifade ettiğimiz başlıca dört büyüğümüz vardır: Diyanet, Elmalılı M.Hamdi Yazır, Muhammed Esed ve Prof. Dr. Süleyman Ateş. Gerektikçe diğer meallere de baktığımız oldu. Arapça sözlüğü sık kullandık. Çeviride yüzde doksan andığım büyüklerimizin kelime ve cümlelerini, yüzde on kadarlık bir bölümde de kendi sözcüklerimizi kullandık. Yararlandığımız diğer dijital kaynaklar bilgisayar programlarıdır. Gold Yazılım’ın üretimi Alim-2.0, Turan Yazılım’ın üretimi İrşat-1.0 ve Mürşit-5.0… internet ortamında da Kuran.gen.tr, İslam Ansiklopedisi v.b. sitelerdir.

Gayret bizden, Tevfik ve inayet Allah’tandır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: