Perinçek”in ekibi Türkiye için ileride ciddi bir tehdit olabilir.

Türkiye siyaset arenasının her zaman tatışmalı siyasal figürlerden biri olan Doğu Perinçek’in dönem dönem değişen politik tutumunu ele alan Bülent Orakoğlu; Perinçek’in 15 Temmuz’a yönelik olarak ” FETÖ kalkışmasını millet değil Atatürkçü askerler bastırdı” iddialarının abartılı olduğu gerçekleri yansıtmadığı değerelendirmesinde bulunuyor.

Orakoğlu özellikle Perinçek’in 28 Şubattaki üstlendiği role değinerek; “Perinçek’in resmen küresel güçleri ve Batı’yı korkutan Yenikapı ruhunu etkisiz gösterip kendisi ve ekibini öne çıkarmaya çalışması Türkiye için ileride ciddi bir tehdit olabilir.” tespitinde bulunuyor.

Bülent Orakoğlu

Perinçek 1970’li yıllardan itibaren orduya sızma faaliyetlerine başlamış, işçi-köylü devrimi peşindeki bir hareket olarak orduyu bölmek amacıyla, özellikle ‘Genç Subaylar’ arasında örgütlenmişti. Perinçek aradan geçen uzun yıllar boyunca orduya kanca atmayı hep sürdürdü. Orduya sızma hareketinin başarılı olması sonunda TSK aleyhindeki yazı ve açıklamaları artık geride kalmıştı. Perinçek’e göre 1990 yıllardan başlayarak, TSK artık ‘devrimci ordu’ idi. “Ordumuz tankları resmi geçit için almadı” diyen Perinçek, artık ordunun cumhuriyet rotasına ve başkanı olduğu İşçi Partisi’nin mevzilerine girdiğini açıklıyordu. Üstelik Türkiye’de ordu eliyle İşçi Partisi’nin programı uygulanacaktı. Nitekim 28 Şubat 1997’de “Devrim kanunları uygulansın” döviz ve afişleriyle Mustafa Kemal’in askeri olduğunu iddia eden gençlik örgütü sokağa salınmıştı. Genelkurmay’ın suç duyuruları sızmayı önleyememişti. Bu tespitlerim eleştirme amaçlı değil, Perinçek’teki ideolojik değişimi orduda ve neredeyse halktan hiç oy almamasına rağmen siyasetteki hızlı yükselişinin arka planını deşifre etmeye yönelik.

20 Mayıs 2019 tarihli “İyi Polis Kötü Polis” başlıklı yazımda Devlet Bahçeli’nin sert açıklaması ve karşı koymasına rağmen Perinçek’in bu kez de AK Parti’nin kendi mevzilerine geldiği iddiasını uzun zamandan beri dillendirdiğini açıklamıştım. Son aylarda Perinçek’te görülen olumlu görüşler şüphesiz şahsım başta olmak üzere kamuoyunda şüphe ile karşılanmıştı. Perinçek 30 yıl önceki görüşlerinin değiştiğini, eleştirildiği birçok konuda hata yaptığını kabul ediyordu. Ancak 15 Temmuz’da Türkiye’yi işgale zemin hazırlama kalkışmasındaki yanlış tespitler ve devamlı kendini öne çıkaran açıklamaları şüphesiz kamuoyunu tatmin etmediği gibi kafaları da karıştırıyordu.

15 TEMMUZ’UN KAHRAMANLARI KİMLERDİ, DARBEYİ KİM ÖNLEDİ?

Perinçek’e göre FETÖ kalkışmasını millet değil Atatürkçü askerler bastırdı. Tank tankla durdurulur. Bu iddiayı 15 Temmuz darbe girişimini araştıran üst düzey yetkililere sordum. Kesinlikle böyle bir durum olmadığını, kahraman milletimizin Türkiye genelinde Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın çağrısı üzerine sokaklara çıkarak darbecilere ve tanklara karşı koyduklarını söylediler. 15 Temmuz 2016 gecesi üzerinden 4 koca yıl geçti. Ben şahsen darbecilerin tanklarına karşı koyan bir tank hiç görmedim. Tanklar da dahil olmak üzere zırhlı araçların darbe karşıtı askerler tarafından kışlalardan çıkarılması önlenmiş olabilir zira belediyelere ait büyük araçların da nizamiye önlerine park edildiklerini biliyoruz. Diğer taraftan Türkiye’de milletimiz diğer darbelerin gece yarısı yapılması nedeniyle müdahale imkanı bulamamıştı. Bu durum FETÖ’cü hainler tarafından farklı değerlendirilmiş, milletin kendilerine mani olmak için sokaklara döküleceğini hesaplamamışlardı. Bilindiği gibi MİT’e giden bir binbaşı darbeyi ihbar etmişti. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Genelkurmay Başkanı ile görüşmesi darbe ile iltisaklı koruma ve özel kalemi tarafından üst düzey FETÖ’cülere bildirilince darbe deşifre oldu, bu korku ile darbe öne alındı. Ordu içinde kalkışmanın FETÖ tarafından yapıldığı duyulunca bazı darbeci askerler bile bu darbeye destek vermemişlerdi. Hande Fırat ve Abdülkadir Selvi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Facetime üzerinden canlı yayına bağlayıp halkı sokaklara çağırması, medyanın birlik ve beraberlik içinde darbeye karşı çıkması, Ömer Halisdemir’in Özel Kuvvetler’deki FETÖ’cü Semih Terzi’yi öldürmesi kendisinin de FETÖ’cüler tarafından şehit edilmesi, TÜRKSAT’ın darbeciler tarafından ele geçirilememesi kalkışmanın kırılmasının önemli nedenleri arasındaydı. Perinçek’in Türk Polis Teşkilatı ile ilgili “Asker darbe yapmıştır. Polis askere karşı koymaz” iftirasına Emniyet Genel Müdürlüğü çok sert bir cevap verdi. Türk polisi Türkiye genelinde FETÖ’cüler ile ciddi ve kahramanca mücadele etti. Türkiye, 15 Temmuz’da küresel bir saldırı ile karşılaştı. Küresel saldırıların panzehiri de kamuoyunun desteğiydi. Perinçek’in resmen küresel güçleri ve Batı’yı korkutan Yenikapı ruhunu etkisiz gösterip kendisi ve ekibini öne çıkarmaya çalışması Türkiye için ileride ciddi bir tehdit olabilir.

PERİNÇEK’İN “28 ŞUBAT’TA HEDEF ALINAN FETÖ’YDÜ” İDDİASI

Bu iddia tamamen yalan. Perinçek 28 Şubat’ta cunta ile işbirliği içindeydi. Hedefleri ise Refahyol iktidarıydı. Erbakan ve Çiller hedef alınmıştı. FETÖ 28 Şubat’tan güçlenerek çıkmıştı. Çevik Bir soruşturmayı yürüten Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verdiği dilekçede Genelkurmay Başkanı Karadayı’nın TSK’da FETÖ’nün önünü açtığını iddia etmişti. Karadayı’nın 1996 yılında üst düzey bazı FETÖ’cüleri makamında ağırladığına yönelik fotoğraflar aylarca Genelkurmay’ın VIP salonunda asılı durmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihi Ayasofya kararı sonrasında Perinçek fabrika ayarlarına döndü. Türkiye’nin iyi yönetilmediğini ve iflasın içinde olduğu tezini dillendirmeye başladı. Perinçek açıklamalarıyla resmen 15 Temmuz kalkışmasında onlarca şehit veren Polis Teşkilatı’nı, şehitlerimizi, gazilerimizi rencide etti. TSK’ya sızmış FETÖ’cü hainleri normal asker olarak görmesi ve ifade etmesi Perinçek’in geçmişindeki hatalardan kurtulamadığının veya takiye yaptığının işaretlerini taşıyor sanki!

Kaynak: YeniŞafak

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: